Kerbela’dan Gazze’ye: Hüseyni Duruş
Muharrem ayı yarın başlıyor. On iki gün boyunca oruç tutacağız, yas tutacağız, düşüneceğiz. Bugün Hicri takvimin ilk günü. Takvimler değişiyor ama Kerbela’nın bize verdiği ders, Kerbela’da yükselen ses değişmiyor.
ÖLÜMÜ GÖZE ALMAK
Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmedi. Karşısındaki gücün büyüklüğünü de biliyordu, sonunun şehadet olacağını da. Buna rağmen geri çekilmedi. Saklanmadı. Pazarlık yapmadı. Kerbela çölünde susuz bırakıldı, ailesiyle ve yoldaşlarıyla birlikte katledildi. Ama diz çökmedi.
Tarih, Hz. Hüseyin gibi ölüm karşısında eğilmeyen insanlarla doludur. Sokrates baldıran zehrini içerken düşüncelerinden vazgeçmedi. Jan Hus ateşe yürüdü. Thomas More idam sehpasına çıktı. Jeanne d’Arc yakılacağını bilerek geri adım atmadı. Salvador Allende darbecilere teslim olmak yerine başkanlık sarayında direnmeyi seçti.
Bu insanların ortak noktası zafer kazanmaları değildir. Onları tarihe taşıyan şey, ölüm tehdidi karşısında inançlarını ve ilkelerini hayatlarından üstün tutmalarıdır. Tarih çoğu zaman galipleri değil, ölüm karşısındaki tavrı hatırlar.
YOLUMUZUN HÜSEYİNLERİ
Pir Sultan Abdal serini verdi. Nesimi derisini verdi. Hallac-ı Mansur........
