menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Önümüzdeki on yılın ekonomik - jeopolitik haritası

43 0
30.03.2026

Tarih bize şunu açık biçimde gösteriyor: Büyük savaşlar yalnızca sınırları değil ekonomik akışları, ticaret yollarını ve güç merkezlerini de yeniden çizer. Napolyon Savaşları sonrası Avrupa dengesi ya da II. Dünya Savaşı sonrası Bretton Woods -dolar merkezli küresel para sistem- düzeni bunun en net örnekleridir. Bugün içinde bulunduğumuz jeopolitik kırılma da benzer bir eşikte duruyor. Ancak bu kez mesele yalnızca cephe hatları değil enerji, gıda, veri ve insan hareketliliğinin aynı anda yeniden şekillenmesidir. Türkiye ise bu dönüşümün tam ortasında hem riskleri taşıyan hem de fırsatları üreten bir eşik ülkedir.

‘KORİDOR’DAN ‘MERKEZ’E

Uzun yıllar boyunca Türkiye, enerji jeopolitiğinde ‘geçiş ülkesi’ olarak tanımlandı. Ancak mevcut savaş dinamikleri bu rolü hızla dönüştürüyor. Avrupa’nın Rusya bağımlılığını azaltma arayışı, Doğu Akdeniz, Hazar ve Orta Doğu kaynaklarını daha kritik hale getirirken Türkiye’yi bir ‘Energy Hub’ (Enerji Ticaret Merkezi, Enerji Merkezi) olma noktasına taşıyor. Bu, yalnızca boru hatlarından geçen gazın miktarıyla ilgili değil fiyatın nerede oluştuğu, ticaretin hangi merkezde yapıldığı ve siyasi kararların hangi coğrafyada alındığı ile ilgili bir güç kaymasıdır.

Karadeniz gazı ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali (Nuclear Power Plant) bu bağlamda yalnızca enerji projeleri değil stratejik sigorta mekanizmalarıdır. Çünkü enerji arzının bir kısmını içeride üretmek, dış şoklara karşı kırılganlığı azaltırken diplomatik pazarlık gücünü de artırır. Enerji bağımsızlığı, modern dünyada askeri kapasite kadar kritik bir güç unsurudur.

GÖRÜNMEYEN KRİZ

Savaşın en az konuşulan ama en hızlı etkili olan sonucu gıda zincirlerinde ortaya çıkar. Karadeniz tahıl koridorunun daralması veya Orta Doğu’daki üretim aksaklıkları, yalnızca fiyatları değil, siyasi kararları da belirler. Türkiye bu noktada iki yönlü bir baskı altında kalır: İç piyasayı koruma zorunluluğu ile dış ticaret ilişkilerini sürdürme ihtiyacı.

Tarihsel olarak bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yaşanan kıtlıkların siyasi çözülmeyi hızlandırdığı bilinir. Günümüzde ise aynı süreç daha sofistike bir şekilde........

© Aydınlık