menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez güvenliğinden Batı Asya Birliği’ne

42 0
20.04.2026

Uzun yıllar boyunca Körfez ülkeleri için güvenlik, satın alınabilir bir hizmet olarak görüldü. Tehdit arttıkça çözüm dışarıdan geldi, bedel ise içeriden ödendi. Bu model, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD merkezli tek kutuplu sistemin en işlevsel araçlarından biri haline geldi. Ancak İran - ABD/İsrail hattında yaşanan son gerilim, bu ‘satın alınmış güvenlik’ anlayışının ne kadar kırılgan olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koydu. Çünkü artık savaşlar sadece cephede değil sistemlerin dayanıklılığında, tedarik zincirlerinde ve stratejik reflekslerde kazanılıyor ya da kaybediliyor.

Bu süreç, Körfez’in onlarca yıldır ödediği faturanın aslında bir ‘güvence’ değil, çoğu zaman bir ‘bağımlılık’ olduğunu gösterdi. Ve daha önemlisi, bu bağımlılığın kriz anında sürdürülebilir olmadığı açık biçimde ortaya çıktı.

SAHTE GÜVENCE

Suudi Arabistan’ın kendi topraklarını koruyan Amerikan askerleri için yüz milyonlarca dolar ödeme yapması, bu sistemin en somut örneklerinden biri. Riyad yönetimi, ülkede konuşlanan ABD askerlerinin maliyetleri için yaklaşık 500 milyon dolar ödeme yaptı.

Bu tablo yeni değil. 1991 Körfez Savaşı’nda bölge ülkelerinin ABD’ye milyarlarca dolar aktarması da aynı modelin erken versiyonuydu. O günden bugüne Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve hatta Dubai gibi merkezler, güvenliklerini ABD askeri varlığıyla tahkim ederken bunun karşılığında devasa bütçeler ayırdı. Katar’daki El-Udeid Üssü (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ileri karargâhı CENTCOM - United States Central Command), Bahreyn’deki 5. Filo, BAE’deki El-Dhafra Üssü… Bunların her biri, güvenliğin dışarıdan sağlandığı ve içeriden finanse edildiği bir sistemin parçalarıydı.

Ancak, İran merkezli gerilimler bu yapının kırılganlığını açığa çıkardı. Katar’da CENTCOM altyapısının tehdit edilmesi, Bahreyn’deki ABD deniz varlığının hedef listesine girmesi, BAE ve Suudi Arabistan’daki kritik enerji ve lojistik noktalarının füze ve İHA (İnsansız Hava Aracı) saldırılarına maruz kalması, bu ‘koruma şemsiyesinin’ mutlak olmadığını gösterdi. İran’ın doğrudan ya da........

© Aydınlık