menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İç uzaklık

28 0
26.07.2026

Balzac’ı okurken şu soruyu soran mutlaka olmuştur: Aynı taşra burjuvazisinin yükselişi Balzac’la aynı çağda yazmış, yaşamış başka yazarların metinlerinde de var ama neden yalnızca onun metni bize o dünyayı en gerçekçi biçimde anlatıyor? Cevap için o daha yetenekliydi deyip geçebiliriz. Ama cevap, yetenekten çok o yeteneğin nereye, hangi emeğe yatırıldığıyla ilgili.

YANSIMAYI YAPIDA ARAMAK

Marksist eleştirinin en eski ve en rahat alışkanlığı, edebiyatı toplumsal gerçekliğin bir aynası saymaktır. Roman neyi anlatıyorsa, hangi sınıfı, hangi çatışmayı gösteriyorsa, değeri oradadır varsayımı, biçimi de içeriğin üstüne geçirilmiş, kayıtsız bir kılıftan ibaret görmektedir. Bu varsayım kulağa mantıklı gelse de bir sorun barındırır. İçerik tek başına hiçbir şeyi açıklamıyorsa, açıklayıcı olan şey, o içeriğin hangi biçimsel emekle işlendiğidir. İşte yansıma teorisi burada afallar, çünkü sormadığı bir soru daha vardır: Zemin, metnin biçimine tam olarak nasıl geçer?

Goldmann’ın oluşumcu yapısalcılığı bu açmazdan çıkmak için önemli bir adım atmıştı: Yansımayı içerikte değil yapıda aramış, bir toplumsal grubun kolektif bilinciyle yapıtın iç yapısı arasında bir benzeşiklik kurmuştu. Gerçek bir kopuştu bu, kaba belirlenimcilikten. Ama bu benzeşiklik tezi de bir yerde adını koyduğu ilişkiyi betimlemekle yetiniyordu. Örtüşmenin var olduğunu gösteriyordu ama bu örtüşmenin metnin yazılma sürecinde, cümle cümle, hangi somut emekle kurulduğunu söylemiyordu bize.

BİÇİMİN İDEOLOJİ İLE KURDUĞU İLİŞKİ

Bu soruya en dürüst........

© Aydınlık