Felsefe, devlet ve çok kutuplu gelecek
İlk yazıda Moskova’da düzenlenen “Geleceğin Felsefesi: Fikirler ve Anlamlar” konferansının genel havasını, öne çıkan konuşmacıları ve çok kutuplu dünyanın entelektüel zeminde nasıl karşılık bulduğunu ele almıştık. Bu kez konferans sonrasında hazırlanan “Sonuç Bildirgesi”nin fikrî yönüyle Rusya’nın bu yeni dünya arayışındaki tarihsel ağırlığını birlikte değerlendirelim.
GELECEĞİ TARİF ETME HAKKI
Moskova’daki toplantı, gelecek tartışmasının Batı merkezli kurumların ve teknoloji tekellerinin kavramlarından çıktığını gösterdi. Artık gelecek yalnızca Washington, Brüksel, Londra ya da Silikon Vadisi tarafından tarif edilmiyor. Moskova, Pekin, Yeni Delhi, Tahran, Ankara, Belgrad, Havana, Kampala ve Buenos Aires kendi tarihsel birikimleriyle bu tartışmanın içindeler. Bu tablo, çok kutupluluğun yalnızca askeri veya ekonomik güç merkezlerinin çoğalmasından ibaret olmadığını gösteriyor. Bilgi, felsefe, kültür ve gelecek tasavvuru da çok merkezli hâle geliyor.
Konferans sonrasında hazırlanan sonuç bildirgesinin ilk önemli vurgusu, geleceğin önceden yazılmış bir kader olarak görülmemesiydi. Gelecek, milletlerin bugünkü tercihleriyle, örgütlenme gücüyle, eğitim sistemiyle, üretim kabiliyetiyle, devlet aklıyla ve kültürel özgüveniyle şekilleniyor.
Tabii ki, barış ve huzur emperyalizmi caydırmamıza bağlıdır. Silah ve irade belirleyicidir.
EPİSTEMOLOJİK EGEMENLİK
Sonuç bildirgesinde dikkat çeken ikinci hat, milletlerin kendi tarihleriyle ve kendi medeniyet birikimleriyle düşünme hakkıdır. Bugünün sömürgeciliği yalnızca toprağa, madene, limana veya enerji hattına el koymuyor. Kavramlara, eğitime, tarihe, kültüre ve gelecek hayaline de yöneliyor. Bir milleti kendi geçmişinden utandırırsanız, devlet geleneğini değersizleştirirseniz, kalkınma hedeflerini dış merkezlerin reçetelerine bağlarsanız, o milletin yarınını da denetim altına alırsınız.
Bu nedenle “epistemolojik egemenlik” kavramı Türkiye açısından da yaşamsal önemdedir. Türkiye kendi geleceğini Atlantik raporlarıyla, Avrupa Birliği normlarıyla, NATO güvenlik belgeleriyle veya küresel finans çevrelerinin beklentileriyle kuramaz. Cumhuriyet........
