Çöken imparatorluğun son koridoru Hürmüz geçilmez!
Çanakkale geçilmez! Türk Milleti’nin direniş kodlarında kayıtlı bir gerçektir. Başlıkta bu tunç kanunu hatırlatmak istedim. Hürmüz Boğazı da tıpkı Çanakkale gibi “bir devrin battığı yer” diye tarihin sayfalarına kaydedilecek.
Geçen ay bu köşede yazdım: İran yalnızca bir ülke değil, binlerce yıl boyunca dağların, çöllerin ve kapalı havzaların içinde sertleşmiş bir medeniyet iradesidir. Zagros’u aşmaya çalışan imparatorluklar tarihin sayfalarında kayboldu; İran ayaktadır. Bu coğrafi gerçek, bugünkü savaşı da şekillendiriyor. Bombalara, ablukaya ve yıpratma hesaplarına karşın İran halkının direneceğini öngörmek için kehanet gücüne gerek yok; tarihin kendisi bu soruyu defalarca yanıtlamıştır. Karız yollarıyla çöllerin, dağların altından su taşıyanların torunları günümüzde füzelerini aynı kadim bilgiyle dağların, çöllerin altından taşıyor.
Ölümden korkmayan bir toplum, uçak gemilerini ve ticaret koridoru hesaplarını boşa çıkarabilir. Doğru soruyu soralım ki, doğru yönü bulalım:
Bu savaşı başlatanlar gerçekten ne istiyor?
AMERİKA ÇIKMAZ SOKAĞA SAPTI
Tavşan deliği çok daha derine iniyor; İran’la savaş “terörizm” veya “nükleer silahlar” hakkında değil. Bu savaş, küresel tedarik zincirlerini Çin’in etrafından dolaştırmak, Çin’i enerjiden mahrum bırakmak, Hindistan’ı yeni üretim merkezi olarak kurmak ve Orta Doğu’yu ABD-İsrail kontrolündeki bir altyapı ağına kilitlemek için tasarlanmış bir ticaret koridoru olan IMEC’i güvence altına almakla ilgili.
2023’te G20 zirvesinde duyurulan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC), Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne (BRI) yalnızca ticari bir alternatif değil. Bu proje, Avrasya’nın doğal ticaret coğrafyasını kesmek ve küresel ticaret akışlarını Batı kontrolündeki geçiş noktaları üzerinden yeniden düzenlemek amacıyla tasarlanmış bir altyapı mimarisi.
Güzergâh şöyle: Hindistan limanlarından Arap Körfezi’ne, oradan İsrail limanlarına, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya. Her düğüm noktası ya bir ABD müttefiki tarafından denetleniyor ya da doğrudan Amerikan güvenlik garantilerine bağlı.
Burada kritik bir coğrafi gerçeklik devreye giriyor. İran, bu tablonun dışında değil, tam merkezinde yer alıyor. Rusya’yı Hindistan’a bağlayan Uluslararası Kuzey-Güney Koridoru, Çin-Orta Asya-Türkiye hattı ve doğrudan Çin-İran enerji bağlantıları İran toprakları üzerinde kesişiyor. IMEC’in işlevsel olabilmesi için bu rakip güzergahların etkisizleştirilmesi, dolayısıyla İran’ın denklemin dışına itilmesi gerekiyor.
Hürmüz Boğazı ise meselenin askeri boyutunu netleştiriyor. Bu 33 kilometrelik darboğazı kontrol eden İran, istediği anda IMEC’in deniz erişimini kısabilir. Dolayısıyla koridoru güvence altına almadan koridor işleyemez; İran’ı denklemin dışına itmeden bu güvence sağlanamaz.
Yeri gelmişken, Yunanistan’ın bu projelerdeki görevinin Türkiye’yi rahatsız etmek olduğunu belirtmemiz gerekir. Tabii ki perde arkasındaki Amerika’yı artık çok net görmüş olmalısınız. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunu da bu çerçevede........
