Türkiye’nin enerji koridoru olma iddiası ve Rusya’nın tutumu
“Türkiye enerji koridoru olacak” iddiası, yarım yüzyıla yakındır ülkede iktidar olmuş siyasilerin en önemli argümanı oldu. Benim bu iddia ile tanışıklığım, 1989 yılında Türkiye’nin ilk Doğalgaz Çevrim Santrali’nin yapımında çalıştığım yıllara dayanıyor. Anavatan Partisi'nin iktidar olduğu ve Turgut Özal’ın da başbakan olduğu yıllar. O yıllarda henüz SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) dağılmamıştı. Türkiye ile SSCB arasında yapılan anlaşma gereği 1986 yılında Ukrayna, Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye giriş yapan Batı Doğalgaz Boru Hattı inşasına başlandı. Bu boru hattı İstanbul, İzmit, Bursa, Eskişehir üzerinden Ankara’ya kadar uzatıldı. Aynı yıllarda ikinci Kerkük-Yumurtalık ham petrol boru hattı da inşa edilip faaliyete geçti. Özal, bu projeleri örnek göstererek Türkiye’nin Avrupa, Ortadoğu, Asya’nın enerji koridoru olacağını televizyon ekranlarında ve miting meydanlarında sık sık dile getiriyordu.
Bu iddia ve seçmene verilen vaat, Özal sonrası iktidarlarca sık sık gündeme getirildi. AKP’nin 25 yıllık kesintisiz iktidarının tüm enerji bakanlarının gururla iddia ettikleri vaatlerin başında yer aldı.
Türkiye; Dünya Doğalgaz rezervlerinin birincisi olan İran, dünya ikincisi olan Rusya ve önemli doğalgaz ve petrol rezervlerine sahip (kesin rezervleri açıklanmamış olsa da) Irak ile komşudur. Dünya petrol rezervlerinin e, doğalgaz rezervlerinin ise …’ine yakınının bulunduğu Ortadoğu, Hazar havzası ve Doğu Akdeniz ile bu enerji kaynaklarının önemli bir kısmını kullanmak zorunda olan Avrupa dünyasına köprü konumundadır.
Elbette, ülkemizin sahip olduğu bu jeopolitik konum, bir enerji koridoru olma imkânı sunmaktadır.
Türkiye bu konu ile ilgili ilk ciddi hamlesini 35 milyar m3 kapasiteli Nabucco boru hattı projesi ile yapmak istedi. Nabucco Projesi: Avrupa’nın Rusya doğal gazına olan bağımlılığını azaltmak üzere, Hazar Havzası ve Ortadoğu doğalgazının Türkiye, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Avusturya üzerinden Avrupa’ya boru hattı ile taşınmasını hedefliyordu. 11 Ekim 2002 tarihinde Viyana’da ilk anlaşması yapılan proje, Rusya’nın karşı hamleleri ile 2013 yılında inşası gündeme gelemeden raftan kaldırılarak iptal edildi.
Önemli projelerden biri de Bakü Tiflis Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC) ve bağlantılı tesisleriydi. Bu proje ile hedeflenen Hazar havzasının petrolünü Türkiye topraklarından Ceyhan limanına ulaştırdıktan sonra Akdeniz yoluyla dünya pazarlarına (özellikle Avrupa pazarına) ulaştırmaktı. Aynı zamanda Ceyhan’da rafineriler, santraller ve limanları da içeren bölgenin en büyük petrol tesisleri inşa edilecekti. Dönemin Enerji Bakanı Hilmi Güler, “BTC projesi bittiğinde Ceyhan Türkiye’nin Rotterdam’ı (Avrupa’nın en büyük deniz limanı) olacak” demişti. Boru hattı, günlük 1.2 ile 1.5 milyon varil kapasiteye sahip olarak inşa edilip 2006 yılında faaliyete geçti.
Ancak ilan edildiği gibi Ceyhan’da rafineriler, santraller, limanlar inşa edilemedi. Ceyhan Rotterdam olamadı.
Hattın kullanımı bugüne kadar P kapasitenin çok üstüne çıkamadı. BOTAŞ International uzun yıllar hattın işletmesinden zarar etti.
Diğer önemli bir proje TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi), Azerbaycan'ın Hazar Denizi'ndeki Şah Deniz-2 sahasında üretilen doğal gazı Türkiye'ye ve ardından Avrupa'ya ulaştıran boru hattıdır. Gürcistan’dan Türkiye’ye giriş yapıp, Edirne sınırında Yunanistan’da Trans Adriyatik Boru Hattı-TAP'a bağlanır. Bu hattan gelecek doğalgazın bir kısmı Türkiye için, bir kısmı ise Avrupa’ya iletilmektedir. Maksimum kapasitesi 31 milyar m3 olup, iki faz olarak inşa edildi.
Türkiye, kendi doğalgaz ihtiyacı ve iç enerji tüketimine yönelik olarak da 1990 yıllardan başlayarak bugüne kadar Rusya ile ortak önemli projeler hayata geçirdi. 1987 yapılan Batı Doğalgaz Boru Hattı, 2003 yılında Karadeniz üzerinden Samsun’dan Türkiye’ye giriş yapan Mavi Akım Doğalgaz Boru Hattı, yine Karadeniz üzerinden........
