KARA SEVDA BELALI BİR İŞ
1970’li yılların başı. Gazeteciliğe adım attığım ilk yıllar. Mürettiplikten (kurşun harflerle dizgi) sayfa kalıbı hazırlamaya, muhabirlikten kültür sanat sayfası yönetmenliğine, yazılı basının her biriminde “ateşte pişip örste dövülen” bir basın emekçisi.. Sinema oyuncusu Danyal Topatan’la yaptığım ilk röportaj. Tarsus’un bar ve pavyonlarında türküleriyle gecenin kasvetini neşeye dönüştüren Fahri Işık ve Halit Araboğlu ile ilk tanışıklığım.. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın babası Lütfi Oğuzcan’la kurduğum baba-oğul ilişkisi. Ümit Yaşar’ın ikinci adını bana “soyadı” olarak armağan edişi ve ondan sonra Yunus Yaşar oluşum.
Dönemin ünlü ressamları Nuri Abaç ve Sudi Abaç’ların beni resim sanatıyla tanıştırmaları. Bir gün elimden tutarak “hat-yazı” sanatı kursuna yazdırmaları.. 1973 Cumhuriyet’in 50. Yılı nedeniyle Mersin Ticaret Borsası’nın destekleriyle
düzenlenen “Ulusal şiir yarışması’na ‘Elli Yıla Girerken’ adlı şiirimle 1.lik ödülüne değer görülüşüm. Ödül olarak verdikleri parayla hemen gidip bir daktilo alışım. O günden sonra “daktilo” ile başlayan bir “kara sevda” ilişkisi.
Bülent Ecevit’in “Toprak işleyenin, su kullananın” sloganıyla doğu ve güneydoğuda başlattığı toprak reformunu takip etmek üzere, boynumda fotoğraf makinesi, omzumda kasnaklı ses alma cihazı Urfa yollarına düşüşüm.. İzlenimlerimi ve röportajlarımı kara sevdamla beyaz kağıda geçişim.........
