GÖRÜNMEZ PRANGALAR: MİRAS ALDIĞIMIZ KORKULAR
Korku, insanoğlunun en ilkel savunma mekanizmasıdır derler. Ancak bugün geldiğimiz noktada korku, bizi hayatta tutan bir kalkandan ziyade, hareket alanımızı daraltan görünmez bir kafese dönüşmüş durumda. Peki, bu duygu gerçekten doğuştan mı gelir, yoksa biz mi onu bir miras gibi kuşaktan kuşağa devrediyoruz?Aslında bebekler, dünyanın en cesur varlıklarıdır. Henüz "tehlike" kavramıyla tanışmamışlardır; merakları, korkularından her zaman daha büyüktür. Ancak biz yetişkinler, koruma içgüdüsü adı altında kendi endişelerimizi onlara aşılamaya başlarız. Emeklerken arkasından atılan telaşlı adımlar, "düşersin" diye sıkılan eller, "aman dikkat" nidalarıyla geçen çocukluk... Sevgimizi korumak için kullandığımız o kaygılı üslup, aslında çocuğun dünyasına ilk korku tohumlarını serper.Bu durum sadece fiziksel dünyayla da sınırlı kalmaz. Maneviyatı bile sevgi yerine korku üzerine inşa........
