menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KÜRTLERİN SİYASİ YOLCULUĞU

22 12
17.01.2026

Birinci dünya savaşının tam ortasında, 1916 ve 1917 dönemi, iki büyük emperyalist devlet olarak Fransa ve İngiltere hükümetleri, Ortadoğu haritasının geleceği konusunu karara bağlamışlardı bile. Burada imzalanan antlaşmalara göre Osmanlı rahmet-i rahmana kavuşuyordu, Doğu Anadolu Ermenilere, Güneydoğu Anadolu Kürtlere, Suriye bölgesi Fransızlara, Irak bölgesi İngilizlere ve Filistin’in güneyi de Yahudilere bırakılıyordu.

Ve nihayet 1918 sonbaharında savaş sona erdi, yenildik ve gerçekten de Osmanlı İmparatorluğu rahmetli oldu. Çok doğal olarak herkes bu “yaşlı adamın” mirasından pay koparmaya çalışıyordu, Yunanlılar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Ermeniler, Kürtler… Zaten geçen yüzyılın son çeyreğinden itibaren çok gürültülü bir “milliyetçilik” dalgası kasıp kavuruyordu bütün Avrupayı ve elbette bu kasırga Osmanlı topraklarındaki azınlık unsurlarını da heyecanlandırıyordu; başta Balkan halkları olmak üzere, elbette Ermeni ve Kürt halklarını da.

Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması ortaya çıktığında, Kürtler çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar, çünkü bu antlaşmaya göre Kürt nüfusun yoğun olduğu bazı şehirler de Ermenilere bırakılıyordu. Bu realite Kürt siyasi elitlerinin doğrusu hiç hoşuna gitmemişti. Kürtleri tedirgin eden bir başka hususta, 1915’te Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşanan “tatsız” olaylardı ve açıkça söylemeliyim ki, Kürt siyasi elitleri ve etkili toprak ağaları, 1915’in hesabının kendilerinden de sorulacağı endişesi taşıyorlardı. Nitekim Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa, Kürt şeflerinin yüreğindeki kaygıyı........

© Antalya Son Haber