menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BABA OCAĞI MESELESİ

14 0
14.06.2026

Babam, iflah olmaz bir CHP’li idi. Bilhassa sağcı komşularımızın da bulunduğu ortamlarda, gülerek ve yüksek sesle, “1956 senesinden beri Halk Partılıyındır!” diye bağırırdı. Tabi babamın bu tavrı karşısında annem paniğe kapılır ve, “iyi, tamam, sus, bir duyan olacak!” diye çıkışırdı. Malum, darbeci Kenan Paşamız devletin başındadır o günlerde ve insanların “solcu = CHP’li” olanından zinhar hazzetmemektedir. Ama kimin umurunda! Babam anneme kısık Türkmen gözleriyle bakar ve; “Duyarlarsa duysunlar yahu” diyerek terslerdi onu.

Sonra bayrağı ben devraldım. Henüz on bir, on iki yaşlarımda, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti seven herkesin CHP’li ve solcu olması gerektiğini düşünüyordum. Ortaokul ve lise çağlarımda, üstelik 12 Eylül despotizmi hâlâ ülkemizin üzerinde gezinmekte olduğu halde, ben aktif bir solcu olarak göz önünde olmaktan çekinmedim.

Ve devamında fakülte yılları. Ama ne yıllar… Daha fakülte hocalarının adlarını öğrenmeden emniyet müdürünün ve siyasi şube polislerinin adlarını öğrendim! Ve henüz ikinci sınıfın ilk günlerinde gözaltı, dayak, işkence ve mahpus damları ile tanıştım, on sekiz yaşına yeni basmıştım.

Ama bu günlerde CHP’nin “solu” değil, aslında “sağı”, yani devleti, yani elit sosyal kesimleri, yani bürokrasiyi temsil ettiğini ve halkın gerçek temsilini ancak sosyalist ideolojinin yapabileceğini düşünmeye başladım. Yani bu süreçte hızla radikalleşiyor ve marjinalleşiyordum. Ama bu süreç pek de uzun sürmedi ve 1994 yılının sonbaharında Antalya CHP’ye üye oldum. Yani fakülte yaşamım boyunca, ki tam yedi sene, “sağcı” olmakla, “oligarşinin........

© Antalya Son Haber