menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SAHİ SEVGİ NEYDİ?

10 0
13.02.2026

Alışveriş etmek için girdiğim mağazadan anında geri çıktım. İçeridekilerin suratı asıktı. Girerken, ağzım kulaklarımdaydı, çıkarken ben de içeridekilere benzedim. Sustum, suratımı astım. Çünkü benzemek kolaydı.

Bir derneğin yemeğine gittim. Herkes neşeliydi, ben de gülümsüyordum. Hem orada olmaktan mutluydum, hem de baktığım yüzler gülüyordu. Bir süre sonra masama bir bürokrat gelip oturdu. Suratı asık ve öfkeli bakıyordu. "Bana mı kızdı?" diye düşündüm önce. Sonra anladım ki salonda bulunan yüzlerce kişiye kızmış. Benim gülücüğüm soldu, diğerleri aldırmadılar. Zaten o bürokrat sonra uzun bir konuşma yaptı ve herkesi azarladı. Öfkesi özetle şöyleydi: "Ülkede depremler oluyor, çığ altında kalanların sayısı her gün artıyor, açlık, yoksulluk dersen diz boyu ve siz bu salona eğlenmeye gelmişsiniz."

Konuşmacı, elbette yerden göğe haklıydı. Salondakilerin de akrabaları o bölgelerdeydi. Onlar da bu sorunları biliyordu. Ama ne olursa olsun, yaşam sürüyordu. Gülümsemek, yaşama tutunmaktı. Biz gülümsersek, biz yaşarsak, hayat var oluyordu. Ağıt, yas, hepimizin ana sütüydü zaten. Bilmeyen mi vardı, yaşamayan mı? Neden güleni uyarma gereği duyuluyordu? Neden seveni, sevişeni uyarmak görevimiz........

© Antalya Körfez