Bir eğitimcinin hayatı diğer eğitimcilere örnek olmalı
Gençlik yıllarımda tanıdım onu… İyi bir eğitimciydi. İyi bir yaşam koçuydu. Ama belki de her şeyden önce, öğrencisinin, arkadaşının, yol arkadaşının hayatına dokunmayı bilen bir insandı. Yıllar geçti, zaman aktı. İnsanlar değişti, hayatlar farklı yönlere savruldu. Ancak bazı insanlar vardır ki zaman onları eskitemez. Aradan ne kadar yıl geçerse geçsin, isimleri anıldığında yüzünüzde bir tebessüm, içinizde bir özlem belirir. Emine öğretmen de işte böyle bir insandı. Güler yüzlüydü. Devrimciydi. İyi bir Atatürkçüydü. Eğitimci kimliğini yalnızca sınıfın dört duvarı arasında bırakmayan, yaşamın her alanında taşıyan bir öğretmendi. Sendikal örgütlenmenin, toplumsal dayanışmanın ve birlikte mücadele etmenin önemini bilenler için Emine öğretmenin adı her zaman ayrı bir yerde durdu. Çünkü o, öğretmenliği yalnızca ders anlatmak olarak görmedi. Öğretmenliğin aynı zamanda topluma karşı sorumluluk almak, haksızlık karşısında ses çıkarmak ve dayanışmayı büyütmek olduğunu biliyordu. Yıllar geçti. Ama değişmeyen tek şey Emine öğretmenin duruşuydu. Bugün hâlâ aynı tavırla, aynı mücadele anlayışıyla yoluna devam ediyor. Elbette zaman onu da değiştirdi; hayatın yükleri, sorumluluklar, ekonomik sıkıntılar ve mesleğin giderek ağırlaşan koşulları herkes gibi onun hayatına da dokundu. Ama bütün bunlara rağmen görevini aksatmadı. Çünkü öğretmenlik bazen kendi derdini bir kenara bırakıp öğrencinin derdine ortak olabilmektir. Emine öğretmen de bunu yaptı. Bugün birçok eğitimcinin yaşadığı ekonomik sıkıntıları o da yaşadı. Ay sonunu getirmeye çalıştı. Geçim derdini düşündü. Mesleğin giderek........
