Önce bir birey olalım, sonra istediğimizi oluruz..
Geçenlerde ilgi ve ihtisas alanım olması sebepli katıldığım akademik bir panelin başlamasını beklerken kafamda beliren bazı düşünceleri biraz burada dillendirmek istiyorum. Aslında o günden aklımın kapı zilini çalıp kaçan o düşünceleri burada yazarak geliştirmek, toparlamak olacak bu.
Olur ya, bazı düşünceler vardır henüz bir yerlerde söze dökülmeden veya bir sayfada, kağıtta somutlaşmadan, insanın kafasında belirip gökyüzündeki bulutlar gibi geçen giden ara ara… Benim için de bu konu onlardan biri.
Kalabalıklar, kitleler, topluluklar, cemiyetlerle insanın hayat boyu ilişkilenme biçimi (bu ayrıca bir zorunluluk ve sorumluluk) beni her daim heyecanlandıran bir konu olmasının yanında, zaman ilerledikçe bu mevzuya dair bakış açımın bir hayli değiştiğini fark ediyorum son yıllarda. Şöyle ki, daha genç olduğum zamanlarda örgütlülüğü ve örgütlü davranışları, çoğulu önemseyen bir düşüncedeyken; artık bunu idealize etmekten uzak fikirlere savruldum. Bunun tabii birtakım ampirik gözlemler kadar, şahsi tecrübeler ve kanaatler neticesinde geliştiğini inkar edemem.
Sosyalizasyon süreci, bana göre sadece iletişim kabiliyeti ve donanımı sebebiyle diğer canlılardan farklı ve üstün insan hayatı için olmazsa olmaz bir unsur. Bu unsurun hayatiliğini........
© Anayurt
