menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Medice, cura te ipsum!

13 0
20.02.2025

Bu ayın başlarında, gecenin bir yarısı hovarda midemin huzurumu bozmak şerefine çalsın sazlar oynasın gazlar eşliğinde düzenlediği sürpriz partinin göğsümün ortasında yankılanan gümbürtülerine uyanıp da sabırla direnmeme rağmen havai fişek gösterileriyle devam eden parti bitmek bilmeyince, sonunda mecburen soluğu önceden kaydımın olduğu evimin yakınlarındaki özel hastanelerden birinin acilinde aldım. Yapılan tüm tetkikler şüpheleri tamamen midemde yoğunlaştırdı. Hem acilde ilk muayenemi yapan doktor, hem de kendisine danıştığım dahiliyeci kuzenim mutlaka bir gastroenterologa görünüp endoskopi yaptırmamı salık verdi.

Canım biraz tatlıdır ve küçük şeylerle mutlu olurum. Bu yüzden her ne kadar hastaneleri hiç sevmesem de hatırı sayılır bir kahvekolik olduğumdan ve işin ucunda uzun süre kahveden uzak kalmak gibi bir kabus olabileceği için kader karşısında boynumu büküp randevulara baktım. İlk defa “hastası olmayı” deneyimleyeceğim Bilkent’teki meşhur Şehir Hastanesi’nden en yakın güne, tecrübeli görünen profesör unvanlı bir hekimden randevumu aldım.

Dün hastaneye gittiğimde kapalı otoparkın çalışmayan sensörleri ve yarattığı kalabalık, karmaşa içerisinde takribi yarım saati aşan bir süre dolana dolana nihayet arabayı park ettik. Gastroenteroloji bölümünden girişimizi alıp salonda beklerken her şey olağan görünüyordu. Ama dikkatimi çeken beni görecek hekimin odasına girenin neredeyse girdiği gibi çıkmasıydı. Dolayısıyla randevu saatimden önce muayene sıram çabucak gelmişti. İçeri........

© Anayurt