Baş’kent’, mekan ve hazıfa
Her şeyden önce şunu söylemeliyim; biz hafızasız aynı hafızasızlaştırılmış bir toplumuz.
Yakın zamanda Yüksel Caddesi’nden yürürken kendimi bildim bileli orada olan Eylül Bazaar isimli işletmenin içimi burkan “kapanıyoruz” başıklı damping afişini gördüm. Bütün ilköğretim sürecini; neredeyse Cumhuriyetle yaşıt ve Mimar Kemaleddin’in Ankara’nın bir başka simge yapılarından biri olan Mimar Kemal İlköğretim Okulu’nda geçirmiş biri olarak, Yüksel Caddesi ile kesişen cadde ve sokakların benim için manası bambaşka…
Çocukken büyümeye özenen ve yetişkinliği özgürlükle eş gören (!) o saflıkla, teneffüslerde veya okul bahçesindeki derslerde okulu çevreleyen parmaklıklı demirler arkasından üniversiteli genç abi-ablaların tek veya arkadaş gruplarıyla geçişleri, eylem ve protesto gösterilerinde zaman zaman okul bahçesi ve dolayısıyla bizlerin de çocukluktan nasiplendiği polisin gaz bombalı, gençlerinse yaka paça gözaltına alındığı o insan manzaralarına tanıklık etmenin benim anlağımda dizginlenmesi zor bir merakla kuşanmış irili-ufaklı soru işaretlerinden mürekkep karşılıkları vardı. Büyüdükçe o manzaralardan kafama mıhlanmış soru işaretlerinin yanıtlarını ve yetişkinliği özgürlükle örtüştüren çocukluk aklımdaki saflığı keşfettim tabii; görerek ve yaşayarak…
İlkokulun ergenliğe denk gelen zamanları Mimar Kemal’den yine civarda........
© Anayurt
