Yine 8 Mart
Bir 8 Mart daha geçerken bir daha düşünelim? 8 Mart kimin günü? Kadınlar günü mü yoksa dünya çalışan kadınlar günü mü? Çalışan kadınlar bugünü kutlayabilir ama ev hanımlığı gibi aslında bir kadının hem canını çıkaran hem ruhunu sömüren zor bir işle iştigal eden çaresiz kadınlar kutlayamaz mı? Hangi kadınların 8 Mart’ı kutlamaya hakkı var?
Her 8 Mart’ta bıkıp usanmadan aynı şeyi yazmaya devam… Nasıl dünya çalışan erkekler günü yok ise dünya çalışan kadınlar günü de olamaz, olmamalı. Böyle bir günün varlığı kadın ile erkeğin eşit olduğu savına karşıdır, kadını erkekle aynı haklara sahip bir kişilik olarak görmemenin tezahürüdür.
Bu hafta bir öğretmen kadın öğrencisi tarafından öldürüldü. Tecavüze uğradığı adamla evlendirilen bir kadın, aynı adamın öz kızlarına tacizine dayanamayıp şikayetçi olmuştu, geçtiğimiz hafta denizde çocuğuyla beraber cesetleri bulundu, bir başka adam boşanma aşamasında olduğu kadının evine gidip karısını, karısının yeğenini ve kendisini öldürdü iki küçük çocuğunun gözleri önünde. Yani yine sıradan bir haftamız geçti. Kadınlarımız hırpalandı, dövüldü, öldürüldü, hem de yine sevdikleri erkekler tarafından; kocaları, babaları, sevgilileri, kardeşleri tarafından. 8 Mart yerine mesela “Dünya Kadınları Dövmeme/Öldürmeme Günü” yapsak ve o gün kadınlarımızı dövmek ve öldürmek yasak olsa mesela, bu yasağı çiğneyenler kanunda yazanın üç dört misli ceza alsalar daha anlamlı olmaz mı?
Rahmetli Mina Urgan Türkiye’de kadın sorunu değil sınıf sorunu olduğunu yazmıştı. İçinde doğup büyüdüğü ekonomik sorunu olmayan eğitimli ve şanslı sınıfta, kadınların ayrımcılığa uğramadığını ve özgür olduklarını, dolayısıyla sınıf sorunu çözülürse kadın sorununun kendiliğinden ortadan kalkacağını düşündüğünü yazıyordu.
Sınıf sorunu ile kadın sorunu aynı mıdır? Sınıf sorunu, tıpkı kadın sorunu gibi öylesine köklü ve her köşeye sinmiş derttir ki sadece birkaç yıllık ekonomik kalkınma ile çözülemez. Önce bütün insanların karnını doyurup aç kalmayacaklarına dair güven vermelisiniz. Ardından hastalandığında doktora ilaca, sağlık güvencesine kolaylıkla ulaşabileceği bir sistemi oluşturup kendisi, ailesi ve çoluğu çocuğu için gelecek kaygısını yok ederek başlamalı ve ardından bunu onlarca yıl kesintisiz uygulamalısınız. Bu güven duygusu ile yavaş yavaş sakinleşen insanın bir yandan da iyi bir eğitim almasını sağlamalısınız. Özetle sınıf farkını ortadan kaldırmak çok uzun soluklu bir iştir. Çat diye sınıf farkını bir anda ve hepten ortadan kaldıracağım derseniz yapabileceğiniz tek şey eskilerinin yerine yeni sınıflar yaratmak olur.
Sınıf sorunu ortadan kalkınca kadın sorunu da yok olur mu? Sınıfları gerçekten ortadan kaldırabilmiş nadir ülkelerden olan İsveç ve Norveç’e baktığınızda bu savın doğru olduğunu görebiliyorsunuz, o ülkelerde kadın sorunu yok. Birkaç milyon nüfus ve stabil ekonomi sayesinde oralarda gelecek korkusu içerisinde ve istediği şeyi bile yemekten ya da istediği yere tatile gitmekten mahrum insanlar yok. O ülkelerde kadınlar eşit ve huzurlu.
Ekonomik refaha ulaşmış Suudi Arabistan gibi ülkelere baktığınızda kadın sorununun yerinde saydığını görüyorsunuz. Belki de rahmetli Mina Urgan fazla iyimserdi. Belki gerçekten de ekonomiden, dinden, sınıftan bağımsız olarak başlı başına bir insan hatası olarak ele alınması gereken kadın sorunumuz vardır. Ne kadar eğitseniz ve güven verseniz de kadınını kendisiyle eşit göremeyecek bir erkek bakışı, sağ veya sol görüşten arındırıp apayrı bir inceleme altında iyileştirmeye çalışmak gereklidir belki de.
