Kimyasal bir yanılgı olarak seçimlerimiz ve erdemin sessizliği
Çoğu zaman ne kadar da egosallar, ne kadar da o anın esiri olmuş durumdalar, hiç fark ettiniz mi? Topluma şöyle bir adım geriye çekilip üstten bir bakış attığınızda göreceğiniz manzara şaşırtıcı derecede ortaktır. Gencinden yaşlısına, en yüksek tahsillisinden hayatı sokakta öğrenenine kadar çok geniş bir popülasyonda aynı absürt tiyatro sahnelenir: Dürtüsel isteklerin "özgür irade" ve "mantıklı karar" ambalajına sarılarak sunulması.
İnsan, rasyonel bir varlık olmakla övünür ancak gözlemlerim bana şunu çok net söylüyor: Gerçekte çoğumuz anlık biyolojimizin ve hormonlarımızın sadık birer kölesiyiz. "Kesin kararım" dediğimiz o mühim dönüm noktaları, aslında vücudumuzda aniden yükselen kimyasalların ve egomuzun bizi yönlendirdiği dürtüsel savrulmalardan ibarettir. Karar anında içimizde kopan o biyolojik fırtına, o anlık heyecan ya da öfke, bize kendimizi harika ve yenilmez hissettirir. O saniyelerde dünyanın en doğru hamlesini yaptığımıza adımız gibi eminizdir. Bedenimiz, bizi o anlık hazza veya........
