Kendine yoldaş olanin iradesi
Diğeri ise, eskilerin o eksilmeyen tabiriyle, sadece zaman kazanmak ve suçluluğunu gizlemek için "bin dereden su getirir". Sahneye biraz yukarıdan, o dar ve boğucu kişisel hırsların uzağından baktığınızda ise manzarayı çok daha net görürsünüz. Aşağıda iki farklı yapı, iki zıt tabiat kıyasıya bir varoluş sınavı vermektedir: Biri gücünü kalabalıktan ve fısıltılardan alan bir "ekip", diğeri ise en büyük sermayesi kendi duruşu olan, tek başına "kendine yoldaş" bir karakter...
Bir tarafta "ekip" dediğimiz o çok sesli ama tek yürek olamayan kitle vardır. Bunlar, masalar etrafında toplanmayı, kararlar alıyormuş gibi yapmayı çok severler. Ancak o masada alınan karar üzerinde bir değişiklik yapılması gerektiğinde, aynı yüzlerle, aynı şeffaflıkla o masaya bir daha oturma cesaretini asla gösteremezler. Bir konuyu kaç kişi konuştuysa, yine o konuda aynı masada, aynı kişilerle konunun görüşülmesi usulen uygundur. Aksini yapanlar; bir kişinin ya kendi şahsi ihtirasları ya da kapalı kapılar ardında aldığı emirler doğrultusunda hareket ettiğinin açık kanıtıdır. Alınan kararları esnetmeye, arkadan dolanarak değiştirmeye ya da kendi menfaatleri doğrultusunda yönünü saptırmaya çalışanlar, kendilerini usta birer stratejist sanabilirler. Oysa........
