15 kişilik masadaki o "Nadide" sandalye
İş dünyamızın en sevdiği kelimeler bunlar. Teoride hepimiz inanılmaz eşitiz, hepimiz çok moderniz, adeta aydınlanmanın zirvesinde bayrak sallıyoruz. Ama pratik, o şatafatlı salonların kapısından içeri girince şık İtalyan kesim takım elbiselerini askıya asıp, bir anda gri bir Anadolu kasabası kahvehanesine dönüşüveriyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken izlediğimiz o duygu yüklü reklam filmlerini düşünün mesela. Kurumsal iletişim departmanlarının "kadının gücü", "kadın isterse yapar" temalı o göz yaşartıcı kampanyaları için harcanan milyonlarca lirayı... Ekranda izlerken zannedersiniz ki memleketin bütün yönetim kurulları kadınların eline geçmiş, erkekler sadece fotokopi çekiyor. Ama gerçek hayata döndüğünüzde, o devasa bütçeli reklamların çekildiği plazaların en üst katındaki toplantı odalarında manzara hep aynıdır: Deri koltuklara gömülmüş, ellerini göbeklerinin üzerinde kavuşturmuş bir grup adam.
Gelelim ekonominin, ihracatın, çok övündüğümüz "dünya ile entegrasyonun" kalbine. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM). İş dünyasının amiral gemisi. Kısa süre önce yeni yönetim kurulu açıklandı. 15 kişilik masaya koca bir vizyon oturtuldu. Listeye bir baktık, saydık. İnanamadık, gözlüğümüzü silip bir daha saydık. Sonuç değişmedi.
14 takım........
