menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duyunu Umumiye

28 0
04.09.2026

Bu tavizlerin alınmasında, 2. Abdülhamit’in her sıkıştığında sarf ettiği ‘’Borçlarımızı ödemek istiyoruz. Ama bu talebi yerine getirmezseniz korkarım ödeyemeyeceğiz’’ sözleri etkili oldu. Abdülhamit devrildiğinde üç milyon altının altına düşmüş olan borçlarımız, bir yıl dolmadan sıfırlanacaktı. Böylece hazinenin gelirleri iki katına çıkacaktı. 

Duyunu Umumiye’nin hazineye aktardığı yıllık tutar yani gelirlerinin yarısı, Osmanlının bir yılda topladığı vergilerden fazlaydı. Zira Osmanlının Tanzimat’a kadar vergi idaresi yoktu. Tanzimat’tan sonra kurulan teşkilatında çok başarılı olduğu söylenemez. Başta Türkler olmak üzere Osmanlı vatandaşlarının vergi ödedikleri, vergi ödemeleri gerektiğini kabul ettikleri iddia edilemez.  

Türkler göçebeyken ana gelirlerini hayvancılıktan ve yağmadan elde ederlerdi. Yağmadan en büyük pay Hakan’a aitti. Hakan yağmadan, hanedana ait hayvanlardan ve diğer uluslardan, pazar yerlerinden ve tüccarlardan alınan haraç ve vergilerle devletin masraflarını görürdü. Türklerden, düzenli olarak sahip oldukları hayvan ve çadır sayısı baz alınarak, cüzi tutarda vergi alınırdı. 

Yerleşik hayata geçtikten sonra bu tabloya çiftçiler eklendi. Çiftçilerden vergi alınmaz, topraklarının büyüklüğüne ve verimine göre belirlenecek sayıda askerin atıyla birlikte giderlerini karşılamaları beklenirdi. Selçukluların geliştirdiği bu sistem Osmanlılarda mükemmelleşti. Memleketin toprakları tımar, has ve zeamet olarak yapılandırıldı. Hazinenin nakit ihtiyaçlarını karşılamak için Mısır gibi birkaç yer bu sistemin dışında tutuldu. Oralardan nakit vergi alındı. Şunu unutmamalıyız ki Türk devletlerinin........

© Analiz