menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump'ın Gazze planı ve Arap devletlerinin tutumu

10 1
17.02.2025

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze söyleminin altında yatan sebepleri ve Arap ülkelerinin bu konudaki duruşlarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Gazze'de 7 Ekim 2023'ten beri yaşananlar, İsrail’in sınır tanımaz tutumu ve insanlık dışı eylemleriyle 50 binden fazla insanın hayatına mal olan hadiselerin uluslararası siyasette ele alınışı Filistin sorununu adeta bir İsrail-Hamas çekişmesine indirgedi. Yapılan değerlendirmeler ve nihayet ortaya atılan öneriler hep bu izlenimi veriyor. Oysa, Aksa Tufanı ve sonrasındaki gelişmeler meselenin kendisi değil, belki bir asrın ama özellikle son 77 yılın sonucudur. Başka bir ifadeyle bugün gözlemlediklerimiz İsrail-Hamas çatışması değil, bir asırdır çözüm bekleyen Filistin meselesidir.

1919 Paris Anlaşması'nı modern uluslararası toplumun oluşma süreci olarak kabul edersek daha o günden beri sürekli ötelenen ve üstelik gerçek muhataplarına sorulmadan kulislerde karar verilerek bugüne taşınan Filistin meselesi her ne kadar Arap ve İslam dünyasını yormuş ve psikolojik bir travmaya dönüşmüşse de terk edilmiş bir sorun değildir. Aksine 2. Dünya Savaşı'na kadar gelişme sürecinde olan uluslararası toplum, Arap toplumunu yok saymış, hatta aldığı kararlarla zaman zaman aleyhinde durarak büyük bir güven bunalımı oluşturmuştur. Bunu gözlemleyen Arap toplumları ve bağımsızlık sürecini tamamlayan Arap devletleri, Filistin meselesini özellikle Birleşmiş Milletlerin (BM) Filistin'i "taksim" planı ve akabinde İsrail’in kuruluşu sonrasında kendi aralarında bir konsolidasyon aracı olarak kullanmışlardır. Başka bir ifadeyle Filistin meselesi Arap devletlerin hem İsrail karşısında hem de uluslararası toplum karşısında tutundukları en önemli argüman olmuştur. Buna karşılık uluslararası sistem her seferinde Arap dünyasını yanıltmış ve Filistin'in İsrail lehine satın alınabileceği düşüncesine kapılmıştır.

1949'daki Arap-İsrail barışından Abraham Anlaşmalarına kadar bu konuda yapılan her düzenleme İsrail’in lehine, Filistin’in aleyhinde ama daha da önemlisi Arap toplumlarını ve devletlerini küçümseyen bir tavırla gerçekleşmiştir. Evet, dünya şartları ve uluslararası toplumun Arap dünyasına dayatmaları meselenin çözümünde tereddütler oluşturmuştur. Özellikle alınan yenilgiler ve aldanmalar büyük bir umutsuzluk meydan getirmiş, Abraham Anlaşmalarında olduğu gibi bazı Arap devletlerini İsrail ile normalleşme eşiğine taşımıştır. Ortaya çıkan senaryolar başta ABD olmak üzere İsrail ve hamilerini umutlandırmış, hatta artık sona gelindiğini düşünmeye başlamışlardır. Günümüze en yakın 1991........

© Anadolu Ajansı Analiz