Dünyadaki teknoloji ihracat yarışı ve Türkiye: Son veriler ne söylüyor?
SER Danışmanlık Genel Müdürü Dr. Ömer Özdinç, dünyada teknolojik gelişmeler üzerine yaşanan rekabeti ve Türkiye’nin bu alandaki konumunu AA Analiz için kaleme aldı.
***
Geçen haftalarda Çinli bir yapay zeka şirketi yeni büyük dil modeli DeepSeek R-1'i pazara sundu ve teknoloji dünyası bu haberle çalkalandı. Birkaç hafta içinde 10 milyonlarca kişi tarafından kullanılmaya başlanan bu yazılım, muadillerine göre çok daha az çiple geliştirilmişti. Bu gelişme ChatGPT'nin yaygınlaşmasına müteakip son bir yıldır, yapay zekanın gelişiminin önündeki en büyük engel olarak konuşulan çip ihtiyacının aslında o kadar da büyük olmayabileceğini göstermiş oldu. Esas ses getiren gelişme ise bu yeniliğin kendisi değil, Çin’de ortaya çıkmasıydı. Çin’in bugünün derin teknoloji (Deep Tech) alanlarından birinde beklenenden çok daha kısa sürede bir adım öne geçmesi birçok kişiyi şaşırttı.
2. Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Almanya arasında, Soğuk Savaş esnasında ise Rusya ve ABD arasında cereyan eden teknoloji rekabetinin rüzgarını bugün yine hissediyoruz. Bu sefer cephenin bir tarafında Çin diğer tarafında ise başta ABD olmak üzere teknoloji geliştiren Batılı ülkeler yer alıyor. Eski zamanlarda yarışın şiddeti daha ziyade askeri sahada hissedilir, diğer etkilerin hissedilmesi ise daha uzun zaman alırdı. Oysa bugünkü yarışın ekonomik ve toplumsal yansıması çok daha hızlı oluyor. Örneğin, DeepSeek R-1’in duyurulmasının üzerinden henüz birkaç gün geçmemişti ki geçtiğimiz yıl yapay zekanın büyük donanım kaynakları gerektireceği varsayımı sebebiyle piyasa değeri oldukça fazla yükselen donanım tedarikçisi ABD’li Nvidia şirketinin hisse senetleri 500 milyar dolar değer kaybıyla tarihin en büyük günlük düşüşünü yaşadı.
Yapay zeka sahası, bu yıkıcı rekabetin görüldüğü tek yer değil. Bugün elektrikli araçlarla ilgili başta batarya ve otomotiv elektroniği konusunda yaşanan gelişmeler Alman otomotiv endüstrisinin geleceğini tehdit etmeye başladı. Bu yarışın bir diğer yansımasını da kendi hayatımızda gözlemledik. 2000'li yıllardan itibaren mobil teknoloji piyasasında yaşanan sert dönüşüm hem gündelik alışkanlıklarımızı derinden etkiledi hem de farklı ülkelerin teknoloji ihracatında büyük dalgalanmalara sebep oldu. Örneğin, 2007'de cep telefonu pazarının en büyük oyuncusu Nokia'ya ev sahipliği yapan Finlandiya o yıl 15 milyar dolarlık performansla dünyadaki 24'üncü yüksek teknoloji ihracatçısıyken mobil teknoloji piyasasındaki değişimler sebebiyle bugün 5 milyar dolarla 39'uncu sırada yer alıyor.
Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkün ancak tüm bu gelişmelerin bizi karşı karşıya bıraktığı şey nitelikli teknolojinin şu an tarih sahnesinde ekonomik, siyasi ve toplumsal gelişmelerin en belirleyici aktörlerinden biri haline geldiği gerçeğidir. Nitelikli teknoloji geliştirmenin yolu da araştırma ve geliştirme (AR-GE) ve inovasyondan geçer. AR-GE ve inovasyonu ayrı ayrı zikretmemizin gerekçesi ise şudur. AR-GE teknoloji geliştirmeyle ilgili faaliyetleri kapsarken; inovasyon gerek AR-GE gerek farklı girişimler sonucunda ortaya çıkan yeniliklerin ticari başarıya dönüşmesini ifade etmektedir.
Ülkeler bu sebeple AR-GE ve inovasyon kapasitesini artırmaya yönelik politikalarını ekonominin merkezinde konumlandırıyor. Bunun için müstakil bakanlıklar ve üst düzey kurumlar ihdas ediliyor,........
© Anadolu Ajansı Analiz
