menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rhodıapolıs:Kumluca Ovasına Bakan Kayıp Şehir

5 0
22.05.2026

“Taşta gülen rüyayı idrak et… Rhodiapolis yalnız bir harabe değil, zamanın hafızasıdır.”

Rhodiapolis, Likya’dan Roma’ya, Rodoslulardan Bizans’a uzanan derin bir tarih hafızasıdır. Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Sarıcasu çevresindeki tepelerde yükselen bu antik kent, bugün sessiz taş kalıntılarıyla ayakta duran bir harabe gibi görünse de, aslında Anadolu’nun en derin tarih katmanlarından birini taşıyan önemli bir kültür merkezidir.

Bu şehir yalnızca birkaç tiyatro duvarı, lahit ve sütundan ibaret değildir. Rhodiapolis; Likya’nın yerli halklarını, Rodoslu denizcileri, Roma şehir kültürünü, Bizans kilise dünyasını, antik yol ağlarını ve Anadolu’nun binlerce yıllık geçit hafızasını aynı coğrafyada birleştiren tarihî bir düğüm noktasıdır.

Bugün Kumluca çoğu zaman sera tarımı, sahilleri veya yaz festivalleriyle anılsa da, ilçenin asıl tarihî değeri Rhodiapolis ve çevresindeki eski yol sistemlerinde saklıdır. Çünkü Rhodiapolis yalnızca bir tepe şehri değildir; ova ile dağ, kıyı ile iç bölge, Likya ile Pamfilya arasında stratejik bir geçit merkezidir.

Rhodiapolis’in Kuruluşu ve Rodos Bağlantısı

Rhodiapolis adı “Rodosluların Şehri” anlamına gelir.[1] Bu isim, kentin erken dönemlerde Rodos etkisi altında geliştiğini düşündürmektedir. Antik kaynaklar ve modern araştırmalar, Rhodiapolis’i Phaselis, Gagai, Korydalla ve Olympos gibi Rodos bağlantılı yerleşmeler arasında değerlendirir.[1]

Ancak burada önemli bir nokta vardır: Rodoslular bu bölgeye geldiklerinde karşılarında boş bir arazi bulmamışlardır. Bölge, çok daha eski Anadolu halklarının yaşadığı bir coğrafyaydı. Likyalılar, Luvi kökenli yerli topluluklar ve kıyı boyunca yaşayan eski Anadolu halkları burada zaten vardı.

Bu yüzden Rhodiapolis’i yalnızca bir “Rodos kolonisi” gibi görmek eksik olur. Daha doğru yaklaşım şudur: Rhodiapolis, yerli Likya-Anadolu kültürü üzerine gelen Rodoslu denizci etkisinin birleşmesiyle gelişmiş karma bir Akdeniz kentidir.

MÖ 8–7. yüzyıllarda Doğu Akdeniz büyük bir deniz ticareti çağını yaşamaktaydı. Rodos, bu dönemde önemli bir denizci güçtü. Akdeniz kıyılarında yeni ticaret noktaları kuruyor, limanları kontrol ediyor ve iç bölgelere açılan yolları denetim altında tutmaya çalışıyordu.

Ticaret, Kırım’dan Mısır’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada hareket hâlindeydi. Kaynaklarda, Saka filozofu Anacharsis’in MÖ 7. yüzyılda Çanakkale üzerinden Atina’ya geçerek Solon çevresine fikirler taşıdığı anlatılır. Bu durum, Karadeniz ile Doğu Akdeniz arasında yalnız ticaret değil, düşünce hareketliliğinin de bulunduğunu göstermektedir.

Rhodiapolis’in kurulduğu yer tesadüf değildir. Şehir, Kumluca ovasını yukarıdan gören bir tepe üzerindedir. Buradan hem kıyıya hem de Alakır Vadisi ve iç geçitlere hâkim olmak mümkündür. Bu nedenle Rhodiapolis’in kuruluş amacı yalnızca yerleşim değil; ticaret yollarını, geçitleri ve tarımsal alanları kontrol etmekti. Bu yönüyle Rhodiapolis bir “manzara şehri” değil; askerî, ekonomik ve stratejik bir merkezdir.

Likya, Luvi ve Eski Anadolu Hafızası

Rhodiapolis’in bulunduğu coğrafya yalnızca Helenistik[1] veya Roma[2] dönemleriyle açıklanamaz. Bölgenin derininde çok daha eski Anadolu kültür tabakaları vardır.

Likyalılar, Anadolu’nun yerli halklarından biridir. Dilleri Grekçe........

© Akdeniz Gerçek