Bütünleşik Muhalefet
Bugün içinde bulunduğumuz sosyal, siyasal ve ekonomik tablonun başlangıcı 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan anayasa referandumudur. AKP ve MHP’nin hazırladığı anayasa değişikliği yüzde 48,59 hayıra karşı yüzde 51,41’le kabul edilerek Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne geçilmişti.İktidar gücünün kullanılmasına, mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasına rağmen az bir farkla anayasa değişikliği kabul edilerek parlamenter sistemden ‘’Tek Adam’’ sistemi olarak da adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükumet sistemine geçmiştik.Meclisin hükumet üzerindeki denetleme mekanizması olan gensoru, soruşturma ve araştırma önergeleri kaldırılmış, icranın başındaki bakanlar hiçbir şekilde sorgulanamaz hale gelmiş, anayasada yapılan bu değişiklik ne yazık ki siyasi ve ekonomik anlamda önemli sorunların da başlangıcı olmuştu.Nasıl mı?Cumhurbaşkanı, siyasi kimliği, deneyimi olsun olmasın istediği kişiyi istediği bakanlığa atama, istediğini istediği zaman görevden alma yetkisine sahip oldu…Söz dinleyen -tabiri caizse- uslu uslu işini yapanlar bakanlık koltuğunu muhafaza ederken, sözünü dinlemeyen bakanları da ‘’görevden affını’’ istemek suretiyle görevden alabilmektedir.Bakan, icranın başı olarak hükumet programı çerçevesinde yetkin ve etkin görev yapması gereken statüden, emir ve talimatları saraydan alıp uygulayan atanmış memur konumuna gelmiştir. Tabiri caizse; 86 milyonluk ülkenin tüm işleri Cumhurbaşkanı’nın istek ve onayına göre tek elden yürütülmektedir.İşte sorunun başlangıç noktası da budur…Son 50 yıldır ülkemizde yaşanan ekonomik krizler hiç bu kadar uzun sürmüş müydü?Kaseti biraz geriye sararak hatırlayalım isterseniz;24 Ocak 1980 Kararları sonrasında yaşanan ekonomik darboğaz kısa sürede........
