SÖZ UÇAR, ŞİİR KALIR
Behçet Necatigil, Bile/Yazdı’da “Asıl söylenecekler hep sonradan anımsanır” der. Size bir şeyler sorarlar, cevaplamaya çalışırsınız; ama bir de bakarsınız asıl cevaplarınızı ararken bu fırsatı kaçırmışsınız.
Geçen hafta, Tuncer Çetinkaya’nın yönetiminde, Modern Zamanlar topluluğunun Kepez Belediyesi Kültür Müdürlüğü iş birliğiyle hazırladığı şiirli-şarkılı bir Sevgililer Günü etkinliğine katıldım.
Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin şiir okumaları, bu tür etkinliklerde sık rastlanan ve zaman zaman rahatsız edici olabilen aşırı “teatral” tonlamalardan uzaktı. İyi hazırlanmışlardı. Şiir seçimlerinde “nitelik” ile “izleyiciyle temas kurma gücünü dengeli biçimde bulmuşlardı. Öğretmen ve öğrencilerden oluşan orkestra ile solistlerin yetkinliği ise, bir okul etkinliği için beklenen hoşgörüyü gereksiz kılacak düzeydeydi.
Çetinkaya’nın; içtenliği laubaliliğe, profesyonelliği resmiyete taşırmayan doğallıkta yönettiği programın arasına üç şairi sürpriz olarak yerleştirmesi de hoş bir dokunuş oldu (şairlerden birinin ben oluşum dışında). Bir aksilik olmasaydı Ahmet Telli de aramızda olacaktı.
Program sırasında benimle yapılan kısa söyleşide biraz dağınık kalan sözlerimin, yazının başında andığım Necatigil cümlesi sayesinde mazur görüleceğini umuyorum. O cevapları, küçük düzeltmelerle, etkinliğin asıl aktörleri olan öğrenci ve öğretmenlere ve onları gururla izleyen ailelerine bir sorumluluk duygusuyla burada toparlamak isterim.
Antalya Lisesi’nde 1974–1975 öğretim yılında Kültür ve Edebiyat Kolu başkanıydım. Uyanış adlı bir duvar gazetesi çıkardık. Kendi şiirlerimi........
