Paratoner ve Dua
İlahiyatçı Prof. Dr. Niyazi Kahveci: "Bu toplumda Şeyh, Şıh çok, fakat tek filozofumuz yok! O nedenle olguyu okuyamıyoruz. Biyolojik yönden aklı bozuk insanların "evliyadır" diye peşlerinden koşup, “Benim hâlim ne olacak?” diye soranlarımız var!"
Hz. Ömer: “Şu ümmet için en korktuğum şey dili ve sözleriyle alim, kalbiyle cahil olan kimselerdir.”
Hoca Ahmet Yesevi: “Din tüccarları şeytanın yeryüzündeki en sadık hizmetkarlarıdır” diyor. Bu sözler, yaşanmışlıklardan ve tarihte geçmiş olaylar üzerine söylenmiş olup, tarihten ibret almadığımız sürece de anlamını yitirmeyecek sözlerdir.
İslam dünyası biat ve sadakati sorgulama ve özgür düşüncenin önüne koyduğu sürece içinde yaşadığı girdaptan çıkamayacaktır. “Çağımız, akılcı ve bilimsel düşünme çağıdır. Bu çağda olduğu gibi, bundan sonraki çağlarda da dindar olunabilir. Fakat dindar olmanın yolu, akılcılıktan ve bilimsel düşünmekten geçmelidir.”
Bu hafta; devlet umuru görmüş bir dostumuzun gönderdiği, bir yazıyı alıntılayarak köşemde yer vermek istiyorum
Nikola Tesla’nın bir sözü vardır: “Kiliseye paratoner takıldığı gün din ve bilim tartışması bitmiştir.” Bu söz aslında bir medeniyet ölçüsüdür. İnandığın şey kutsal olabilir. Dua edersin, tevekkül edersin. Ama yıldırım düşüyorsa çatına da paratoner takarsın. Çünkü akılla inatlaşamazsın. Tedbir, imanın zıddı değil; tamamlayıcısıdır.
Yüzyıllar önce Konfüçyüs de başka bir hakikati dile getirmişti: “Bir ülke iyi yönetiliyorsa yoksulluk utançtır; kötü yönetiliyorsa zenginlik utançtır.” Bu iki sözün arasında bugün Ortadoğu’nun ve sözde İslam dünyasının yaşadığı........
