Sefiller: İnsanlığın Büyük Aynası
Victor Hugo’nun kalemiyle tanışan herkes bilir:
O, sadece roman yazmaz;
Koca bir toplumu, bir çağı, bir insanlık hâlini sayfalara döker.
Sefiller işte bu yüzden yalnızca bir hikâye değildir.
O, adaletle merhametin, kanunla vicdanın, çaresizlikle umudun bir arada çarpıştığı dev bir sahnedir.
Hikâyenin merkezinde Jean Valjean vardır. Bir ekmek çalar, açlığın ve çaresizliğin iteklediği bir suç. Ama bu suç yüzünden yıllarını kürek mahkûmu olarak geçirir. Demir parmaklıkların arkasında çürüyen Valjean, aslında sadece bir insan değildir;
Toplumun gözünden düşmüş bütün ruhların sembolüdür.
Yine de Hugo, onun hikâyesine bir merhamet ışığı bırakır. Bir papazın ona uzattığı el, Valjean’ın hayatını da, bizim gözümüzde “insanın değişebilme ihtimalini” de sonsuza dek değiştirir.
Karşısında hep Mösyö Javert vardır. Kural kitaplarına zincirlenmiş, adaletin yalnızca kanunda olduğuna inanan katı bir gölge.
Javert’in içindeki tek........
