“Ne Zaman Bu Kadar Griye Razı Olduk?”
Geçenlerde bir araştırmaya denk geldim.
Dünya bir gecede renksizleşmemiş.
Önce arabalar beyaza dönmüş. Sonra evler. Sonra sokaklar. Sonra vitrinler.
Derken siyah, beyaz ve gri tonları hayatımızın büyük bölümünü ele geçirmiş.
Araştırmayı okurken bir yerde durup düşündüm.
Çünkü mesele renklerden daha büyük gibiydi.
Mesele biraz da bizdik.
Ben çocukken dünya daha renkliydi sanki.
Nostalji yapmıyorum. Gerçekten daha renkliydi.
Mahallemizde kırmızı, sarı, mavi ve yeşil arabalar vardı.
Şimdi bir otoparka giriyorum.
Beyaz. Gri. Siyah. Gümüş.
Sanki bütün araçlar aynı gün, aynı fabrikadan çıkmış gibi.
Ama galiba rengini kaybeden sadece arabalar değildi.
Çocukluğumda “Arkası Yarın” radyo tiyatrolarını dinlerdik.
Radyodan bir ses gelirdi:
“Adam arabasına bindi ve uzaklaştı.”
Arabanın rengi söylenmezdi.
Bazen adamın nasıl biri olduğu bile anlatılmazdı.
Gerisini biz tamamlardık.
Ben o arabayı kırmızı hayal ederdim.
Bir başkası yeşil. Bir başkası mavi.
Aslında hepimiz aynı hikâyeyi........
