menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Sanat Müziği Üzerinden Türk’e Saldırı

344 0
02.09.2026

Türk Ulusuna, tarihler boyunca sürekli saldırılar olagelmiştir. Savaşlar dışında başkaca saldırılar; kültür, inanç, bilim dallarında da olmuştur/olmaktadır.  Bu yazıda; Türk Sanat Müziği (TSM) üzerinden yapılan bir saldırı ele alındı.

Türk sanat müziğinin, İ.S. 900’lü yıllarda var olduğu bilinmektedir. Yüzyıllar boyunca evrimleşerek gelişip yücelen TSM, Devlet-i Ali devrinde en yükseğe ulaştı. İşte o yıllarda dügâh perdesinde iki özel tını, makam kalıplarının sonuna veya başına konularak; kişilerin gönül telini tetikleyen ezgiler oluşturuldu. Bu uygulamalar, TSM’nü bir basamak daha yukarı taşıdı. Yeniliği oluşturan tınılara; ‘BÛSELİK’ adı verildi. Bûselik; bazı makamlarda ön ve son ek tınısı olarak kullanılmasının yanı sıra (basit  de olsa) makam olarak da kullanılmaya başlandı…

Türk sanat müziği; batının klasik müziğinden daha üstündür. Söyle ki: Klasik batı müziğinin başlangıcı (İ.S. 11. Yy.) Kilise müziği olduğundan kişilerin tinini; temelde dine bağımlı olarak etkilemekte. Oysa Türk sanat müziği kişilerin özgür tinine evrensel dokunuşlar yapmaktadır. İşte bu bağlamda BÛSELİK tınılarının makamlara dokunuşları çok önemlidir.

Buraya kadar, Türk Sanat Müziğinin küçük ancak çok önemli bir yeniliğini anlatmaya çalıştım. Buraya kadar yazdıklarımı, masanın bir ucuna çekelim beklesin.

Şimdi sizlere bir kişiyi tanıtmalıyım: Adı, ‘İmam Mehmet Efendi’. Bu kişinin ölüm yılı biliniyor, İ.S. 1728 yılı, Eylül ayı. Ancak doğum yılı bilinmiyor. Doğduğu yer de bilinmiyor dolayısıyla hangi ilden/ilçeden olduğu da bilinmiyor. Bazıları onun Amasya iline bağlı Ladik ilçesinden (o çağda Ladik Amasya’ya bağlıydı, Sonradan Samsun İline geçti) olduğunu yazmış. Bazıları Konya’ya bağlı Ladik Kasabasını göstermiş hatta Denizli İli bile (Denizli’nin ilk adı ‘Ladik’…) gösterilmiş. Bu görüşlerin hiçbirinde netlik yok. Bu belirsiz durum saçma: İmam Mehmet Efendi,  kitap yazacak kadar (ki kitaplar yazmış) bilgi birikimi olan bir kişi.  Devlet yöneticilerinden (üst düzey bürokratlar) bazılarıyla özel ilişkileri var. O kadar ki Şeyhülislam makamına bile atanmıştır. Demem o ki bu kişi istese doğum yerini, doğum tarihini dahası kendi geçmişini yazabilirdi! Saklamış mı? Neden? Geçmişi karanlık biri… Bilindiği gibi Selçuklu Devletimiz zamanında; Tokat........

© Akdeniz Gerçek