menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aydın BENLİ 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye

10 0
17.07.2026

Türkiye, yakın tarihinde darbelerle, muhtıralarla, vesayet girişimleriyle ve millet iradesini hedef alan karanlık planlarla defalarca karşı karşıya kaldı.

Kimi zaman üniformalar sahneye çıktı, kimi zaman 17-25 aralıktaki gibi yargı mekanizması kullanıldı, kimi zaman sokaklar karıştırıldı, gezi olayları gibi Hendek olayları gibi, kimi zaman ise devletin en mahrem kurumlarına sızmış ihanet şebekeleri harekete geçirildi. Ama hedef hiç değişmedi: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletin iradesi.

1980 askeri darbesinden sonra CIA Ankara İstasyon Şefi Paul Henze’nin söylediği “Our boys did it” “Bizim çocuklar başardı.” sözü, Türkiye’nin darbeler tarihine kazınan en çarpıcı ifadelerden biri olarak hafızalara yerleşti.

Aradan yıllar geçti. Bu kez sahnede FETÖ vardı. Devletin en kritik kurumlarına sinsice yerleşen bu yapı, yıllarca kendisini farklı kimliklerle gizledi. Emniyette, yargıda, askeriyede, bürokraside ve siyasette oluşturduğu yapılanmayla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliğini tehdit eden bir örgüt hâline geldi.

28 Şubat 1997, Türk demokrasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçti. Dönemin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Refah-Yol Hükûmeti, askerî ve bürokratik baskılar sonucunda görevden ayrılmak zorunda kaldı. Başörtüsü yasakları, katsayı uygulaması ve temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan uygulamalar yıllarca toplumun hafızasında derin izler bıraktı.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefatının ardından da  hedefte Erdoğan vardı. Türkiye, seçilmiş yönetime yönelik çeşitli krizler ve darbe girişimleriyle karşı karşıya kaldı.

O dönem görsel ve yazılı başında kitaplarında "Din istismarının rantını gören başkaları da türedi kısa zamanda. 28 Şubatlar yaşandı Türkiye’de. Buna bağlı olarak ne laikliğin yerine oturtulması mümkün olabildi. Ne de devlet, bu gibi istismar ve........

© Akasyam