menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savunma Paktları ve Barış

28 0
22.09.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Savunma Paktları ve Barış

Başlığın akademik değerlendirmesini siyaset ve dış ilişkiler uzmanlarına bırakıp, biz yazılı ve görsel basında yer alan bilgilerden öğrendiklerimizle konuyu yorumlamaya, kafamızdaki soru işaretlerini ve ülkemizin güvenliği açısından endişelerimizi sıralamaya ve anlatmaya çalışalım.

Türkiye jeopolitik konumu nedeniyle güvenlik amacıyla Cumhuriyet kurulduğundan beri başta NATO olmak üzere birçok savunma antlaşması içinde yer almıştır. Bunlardan ilki 1921 Türkiye-Afganistan İttifak Antlaşması, sonuncusu da 7 Ağustos 2026’da Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşmasıdır. Savunma paktları veya antlaşmalarının temel amacı ilgili ülkelerin güvenliğini sağlamak ve caydırıcılık ise de, temeli ortak ülkelerden birine karşı yapılan saldırıda onunla birlikte hareket etmek olduğundan, bu yanı ile de olası bir savaşı çağrışmaktadır.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladıkları “Mekke Ortak Savunma Antlaşması’nın; bu üç ülke arasında savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirmeyi, ortak savunma kapasitesini artırmayı ve bölgesel istikrarı desteklemeyi amaçladığı, savunma sanayisi, askeri birlikte çalışabilirlik, terörle mücadele ve deniz ticaret yollarının güvenliğinin de iş birliği alanları arasında yer aldığı bildirilmektedir.

Merak ettiğimiz konu Orta Doğu ve Körfez bölgesinde suların sıcaklığının devam ettiği günümüzde bu ortak savunmanın kimlere ve hangi potansiyel tehlikelere karşı olacağıdır. Anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığı ve saldırgan bir askeri blok oluşturma amacı taşımadığı vurgulansa da, deniz ticaret yollarının güvenliği kapsamında İran’ın kontrolünde bulunan Hürmüz boğazı sorununa müdahil olma yanında, ABD başkanı Donald Trump’ın bu birliktelikten memnuniyet duyması ve hali hazırda İran’ı yok etmek düşüncesinin devam etmesi akla acaba hedef ülke İran’mı sorusunu getiriyor. Nitekim İran’ın vekil gücü Husiler tarafından Suudi Arabistan’a yapılan saldırı ve Pakistan dış işleri tarafından bu konuda İran’a yapılan uyarı bu düşünceyi destekliyor. “Saldırılar Mekke Anlaşması’nı tetikleyebilir” başlığı ile basında yer alan haberde; Pakistan’ın İran’a ilettiği “Husileri dizginleyin, aksi halde vekâlet savaşı daha geniş bir bölgesel güvenlik krizine dönüşebilir” şeklindeki uyarı, saldırıların Suudi Arabistan topraklarına yayılmasının Riyad, Ankara ve İslamabad’ı kapsayan ortak bir güvenlik düzenlemesini tetikleyebileceği belirtiliyor. Bu minvalde Pakistan savunma bakanı tarafından yapılan açıklamada, “Ülkelerden birine yönelik saldırı, üç ülkenin tamamına yapılmış saldırı sayılacak. Bu konuda hiçbir belirsizlik ya da şüphe yok… Suudi Arabistan’a yönelik sebepsiz bir saldırı ya da çatışmanın oraya sıçraması, bu anlaşmayı kesinlikle devreye sokacaktır” şeklindeki ifadesi ile ülkemizin de içinde olabileceği olası bir çatışmanın sinyali veriliyor, umarız böyle bir adım atılmaz. Şanlı bir tarihi ve kadim bir kültürü olan İran Devleti ve ülkesine aşık İran Halkı ile iyi ve dostane ilişkiler ve sınır komşuluğumuzun tarihi yüzyıllara dayanmaktadır, ve böyle de devam etmelidir. Birkaç yıl önce İran’a yaptığım bir gezide hem bu kadim kültürü yerinde görmek hem de İran Halkı’nın ülkesine ve kültürüne bağlılığı ve sevgisini gözlemlemek fırsatım oldu. Öğle üzeri okul çıkışında karşılaştığımız kız öğrenciler grubumuzun Türk olduğunu görünce heyecanla yanımıza yaklaşıp gayet düzgün bir şekilde Türkçe konuşmaya başladılar. Türkçeyi nasıl öğrendiniz diye sorduğumuzda; hemen hepsi çanak antenlerden izledikleri Türk dizilerinden öğrendiklerini ve biz sormadan Türkleri ve Türkiye’yi çok sevdiklerini söylediler. Bu kadim halk ile başkalarının çıkarları uğruna ülkemiz ve halkımız, kendileri için açık bir tehdit oluşturmadığı sürece, iyi ve dostane komşuluk ilişkilerini devam ettirmelidir.

Bir başka soru; Türkiye ile hep barış ilişkileri içinde olmuş, ancak komşusu Pakistan ile aralarında sürekli gerginlik yaşayan Hindistan’ın bu birlikteliğe nasıl baktığıdır. Yorumlara baktığımızda bir kısım uzmanlar Hindistan’ı endişelendirecek bir durum olmadığını bildirirken, diğerleri Savunma sanayisi, ittifak ülkelerin desteği ile güçlenecek........

© Akademik Akıl