Petrol Savaşlarından Su Savaşlarına
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Petrol Savaşlarından Su Savaşlarına
Petrol, sürdürülebilir bir dünya; insan, bitki ve hayvanlar açısından sürdürülebilir bir hayat için yaşamsal önemi olmayan bir fosil yakıt türevidir. Dahası sürdürülebilir bir yaşam için gerekli olmayan bu ürün ve türevleri; çevresel kirlilik, küresel iklim krizi ve artmış karbon ayak izi başta olmak üzere sürdürülebilir bir dünya ve yaşam için tehdit olan önemli riski faktörlerine de kaynaklık yapmaktadır. Bugünlerde Dünya’nın en büyük emperyalist gücü ABD ve ona payandalık yapan İsrail’in sözde nükleer tehdit olduğu gerekçesiyle İran’a yaptığı saldırı ve İran’ın bölgedeki ABD üslerine verdiği karşılık bir yandan küresel bir petrol krizi ve kırılgan ekonomilerde ciddi ekonomik sorunlara yol açarken diğer yandan da etkisi yıllarca devam edecek olan kara, deniz ve hava kirliliğine yol açmaktadır. Kuşkusuz masum sivil halk, kadın, çocuk ve diğer canlıların kaybı ve yerinden edilmesi de işin en can acıtıcı insani boyutu.
Bu adı konulmamış Orta Doğu’nun petrolüne göz dikme ve İsrail’in topraklarını genişletme amacı güden üçüncü Dünya savaşı emperyalist güçlerin Dünya’nın en stratejik konumunda olan Orta Doğu ve Anadolu coğrafyasını darmadağın edip etki alanlarına katma savaşıdır. Tıpkı 6 yıl gibi uzun bir süre devam eden 2. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi kışkırtmalara kanmadan tarafsız bir politika izlenerek, Türkiye savaştan zarar görmeden kurtulabilir. Aksi ise hem komşu ülkelerle etkisi yıllarca devam edebilecek sorunlara hem de zaten dikenli tel üzerinde giden ekonomik krizin daha da derinleşmesine yol açar. Bu savaş yıkımlara, kayıplara neden olarak eninde sonunda bitecek, verdiği zararlar ve yaralar yıllar süren bir zaman diliminde onarılabilecektir tıpkı ilk iki Dünya Savaşında olduğu gibi.
Bizim bu savaş ortamı ile yazıya giriş yapmamızın nedeni esasen canlı yaşamı için olmazsa olmazımız olan tatlı su kaynaklarının korunması ve su tüketimi konusundaki savurgan gidişin sonunun önümüzdeki yıllarda bir su savaşına yol açması olasılığına dikkat çekmek içindir.
Dünyadaki tatlı su kaynaklarının temel kaynağı yağmur ve kar şeklinde olan yağışların beslediği yer altı sularıdır. Küresel iklim krizinin yol açtığı yağışların azalması veya sellere neden olan anormal yağışlar bir yanda; diğer yanda anormal küresel sıcaklık artışının yol açtığı kuraklık ve yer altı sularının çekilmesi 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde tüm Dünya’da, özellikle Sahra altı bölgelerde su krizine yol açmıştır ve açmaya devam etmektedir. Ne yazık ki bu krizin bedelini de yine masum sivil halk, çocuklar ve kadınlar yaşamları ile ödemektedir. Bir zamanlar tatlı su zengini olan ülkemizde; betonlaşma, vahşi madencilik, tarımda yanlış sulama ve enerji üretiminin sudan karşılanması, ormanlık ve tarım alanların hızla yok edilmesi gibi uygulanan yanlış politikalar sonucu su krizinden nasibini alan ülkeler arasındadır. Yer altı sularının ve tatlı su havzalarının coğrafi durum nedeniyle ezelden beri kıt olduğu Orta Doğu’nun güneyini oluşturan fosil yakıt zengini Arap Yarımadası ve Körfez Ülkeleri bu kıtlığı çok pahalı yatırımlar olan deniz suyunu tatlı suya çevirme merkezleri ile çare bulmuşlardı ta ki İran tarafından bu merkezler vuruluncaya kadar. Evet petrol savaşının bir diğer su savaşları tarafı da bu ne yazık ki.
Su canlı yaşamı için gerekli olan en temel ihtiyaçtır. Evinizdeki saksıdan, tarladaki ürüne; doğal yaşamdaki her tür hayvandan, evinizde beslediğiniz hayvana ve nihayet insana kadar her canlı susuz........
