Adabımuaşerette İyi Geçimli Olmak
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Adabımuaşerette İyi Geçimli Olmak
Herkesle hoş geçinmek, iyi geçimli olmak, beşeri münasebetlerin sosyal hayattaki özünü teşkil etmektedir. Kelime anlamı açısından İslam’ın temel anlamlarından biri, hiç şüphesiz barış ve güven esasına dayanan hayat anlayışıdır. Sosyal hayatın her alanında bu anlayışı insanlara yansıtmamız gerekmektedir. Kur’an-ı Kerim’de böyle bir adabımuaşeret tarzının bütün peygamberlerin gönderilmelerinin ana hedefinde olduğu haber verilmektedir:
لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمِيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ
“Kesinlikle Biz, elçilerimizi çok açık delillerle/mucizelerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için de beraberlerinde kitabı ve mizanı da indirdik.”[1]
Bu ve benzeri ayetlerde haber verildiği gibi peygamberler bilgi, delil ve mucizelerle gönderilmişler. Onlar, getirdikleri ilahi kitaplarla insanlar arasında adaletin gerçekleşmesi için mücadelede bulunmuşlardır. Her şeyi bir mizanla yaratan Allah, bu ayette haber verildiği gibi insanlara her konuda mizan yani ölçülü hareket etmelerini emretmiştir. Bütün ilahi emirler, insanların huzur, saadet ve mutluluğuna yöneliktir. Bu ve benzeri ayetler de aynı mesajları vermektedir. Bu tür güzelliklerin gerçekleşmesi, genel olarak insanların birbirlerine karşı hoş davranmaları, iyi geçinmeleri ile mümkün olabilmektedir. İnsanların inançları, dinleri, dilleri, kültürleri ne olursa olsun, tevhit inancı gereği onlara iyi davranmak, onlara yardımcı olmaya çalışmak ve hoş muamelede bulunmak gerekir. Ona göre elimiz ve dilimizle, yani söz ve davranışlarımızla hiç kimseye zararlı olmamamız icap etmektedir. Nitekim Hz. Muhammed (sav.) mümin ve Müslümanı tanımlarken, şu açıklamalarda bulunmuştur:
“Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”[2] Bu hadiste geçen Müslümanlardan kasıt, insanlardır. Nitekim başka bir rivayette, “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir”[3] anlamında geçmektedir. Hz. Muhammed (sav) mümin için de şöyle bir tanımda bulunmuştur: “Mümin, insanların malları ve canları hususunda kendisinden emin olduğu kimsedir.”[4]
Bu hadislerde haber verildiği gibi Hz. Muhammed (sav.) mümin ve Müslüman geçinenlerin elleri ve dilleri ile başkalarına asla zarar vermemeli, onları rencide etmemelidir. Aslında burada sadece el ve dil anılmış olmasına rağmen genel anlamda başkalarına hiçbir surette zararlı olmama emredilmektedir. Ona göre kalp ile başkalarına kin beslememek, maddi manevi açıdan hiçbir insana zararlı olmamak icap etmektedir. Bu şekilde güzel, iyi, yararlı ve faydalı davranışlarla birbirimize davrandığımız zaman, bir birimize olan güvenimiz artar. İnsanlar birbirlerine her konuda güven içerisinde olurlar. Mümin ve Müslümanlığın gereği budur. Kur’an ve sünnete dayanan adabımuaşeretin gereği budur. Bu hususlara riayet etmeden mümin ve Müslüman geçinmek, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.
Kur’an-ı Kerim’de anlatılan adabımuaşeretin gereği olarak kötülüğe karşı iyilikle mukabelede bulunmak, bu gibi durumlarda affedici olmak, her zaman için iyilikten yana tavır koymak ve insanları her zaman için bu güzelliklere yönlendirmek gerekir. Yüce Allah bu konuda ne kadar güzel mesajlar vermektedir:
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ {34}
“İyilikle kötülük asla eşit olmaz! Kötülüğü en güzel tavırla sav! O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimsenin sana candan dostmuş gibi olduğunu görürsün!”[5]
خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ {199}
“Sen affetmeyi esas al, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”[6]
Bu ayette adabımuaşeretin esasını oluşturan affedici olmak, iyilikten yana tavır koymak ve ilimle hareket edip cahillerden sakınmak son derece edebi bir üslupla dile getirilmektedir. Ona göre her zaman için olayları bilimsel açıdan değerlendirerek hareket etmek gerekir. İnsanları bu kriterlere göre yönlendirmek, eğitmeye çalışmak icap eder ve yanlış yaptıktan sonra hatasından dönenleri de affetmek gerekir.
Hz. Muhammed (sav.), iman ve İslam sahibi olanların genel olarak kendilerine istediği şeyleri başkalarına da........
