menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hiç Olmazsa, Bazı Konularda Tekel Olabilmek

12 0
26.07.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Hiç Olmazsa, Bazı Konularda Tekel Olabilmek

Bundan önceki yazımda, Japonya’nın Taiwan konusunda Çin karşıtı tutumu nedeniyle Çin devletinin Japonya’ya nadir toprak elementleri ihracatını yasakladığını ve bu yüzden Japonya’da sorunlar yaşandığını yazmıştım. Belli konularda tekel olabilmek çok önemli. Elinizde, zaman zaman ve gerektiğinde kullanabileceğiniz bir kartınız olmalı. Bizim var mı. Belki bor madenlerimiz var, Bor rezervlerinin % 70-73 ü  bizde. Fındığın % 62 sini biz ürettiğimiz halde fındık borsasını İtalyanlara kaptırmışız. Güçlü devletler, tekel oldukları konuları ve kartlarını zamanı geldiğinde önünüze kayuverirler. Ülkeyi yönetenlerin de, bunları çok önceden bilmeleri lazım gelir.

Durup dururken hava sahamızı ihlal ediyor diyerek Rus savaş uçağını düşürdük. Zamanın başbakanı Davutoğlu, büyük bir gururla, emri ben verdim dedi vs. vs. Olaylar, tam da bundan sonra başladı. Durup dururken kuzey komşumuz Rusya ile papaz olduk. Rusya’dan petrol ve doğalgaz alıyoruz.  NATO, ülkemizde konuşlandırdığı Patriot savunma füzelerini alıp götürünce, bize de Patriot satın dedik. Aslında hariçten bize saldıran da olmamasına ragmen, Patriotlardan almak için çok uğraştık. Sonunda ani bir çıkış ve talihsiz bir kararla,  ‘Patriotları vermezlerse vermesinler biz de gider Rus S 400 lerden alırız denildi ve alındı.

Başta Amerikalılar, NATO üyesi olarak Rus Füzesi kullanamazsınız deseler de, kabadayılık ederek onları dinlemedik. Basit bir hesapla, Rus uçağı 150 milyondu, S 400 ler için ise Ruslara 2.5 milyar ödedik. Alınan S 400 ler, şimdi depolarda duruyorlar.

Olaylar da bundan sonra başladı. Önce F 35 üretiminden dışlandık. Daha sonra ABD ye parasını bile ödediğimiz savaş uçaklarını vermekten de vazgeçtiler. F 16 lardan istedik, o da olmadı. Kızgınlıkla biz de gider Almanlardan euorfighter uçaklarından alırız dedik. Almanlar, ABD ile görüştükten sonra yüzümüze bile bakmadılar. Çoğu konularda yöneticilerimiz, ‘paramız var gider dışarıdan alırız’ diyorlarsa da,  işler, her zaman göründüğü kadar kolay olmuyor.

Öyleyse, biz de kendi uçağımızı yaparız dedik ve yaptık. Kaan uçağımız göklerde çoktan süzüldü bile.  Ancak onun motorunu, başka uçaklardan söküp takmıştık. Motoru olmayan uçağı kim ne yapsın. Şimdi dışarıdan harıl harıl motor temin etmeye çalışıyoruz. Bu konuda da  tekel olan, dostumuz Amerikalılar,  eski model motorları bile vermeye dahi yanaşmıyorlar.  

Açıkçası, belli konularda tekel olmak, bu yüzden çok önemli. Uluslararası ilişkilerde kabadayılık pek sökmüyor. Bizde eski bir söz vardır. ‘Öfkeyle kalkan zararla oturur’ derler. Öncelikle, arkanda büyük bir ekonomik gücün olacak. Belli konularda ya tekel olacaksın ya da o konudaki üretimin büyük çoğunluğunu elinde tutacaksın. O zaman senin bileğini kimse bükemez.

Gazeteciler, eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, Davos’taki ‘one minute’ çıkışını sorduklarında, verdiği cevap çok düşündürücüdür. Demirel gazeteciye, ‘bunun mutlaka bir faturası çıkar, ancak hemen çıkmaz’ demiştir.  

O fatura şimdi çıkıyor. Önce F 35 uçaklarının parça üretimlerinden çıkarıldık. Daha sonra, bırakın F 35 leri, F 16 ları, hatta üretmeye çalıştığımız Kaan uçaklarının motorlarını bile vermiyorlar.

Uluslararası ilişkilerde, etkin diplomasi daima ön plandadır. Bu yüzden........

© Akademik Akıl