menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çin, Nasıl Oluyor da Pek Çok Alanda Tekelleşiyor

40 0
13.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Çin, Nasıl Oluyor da Pek Çok Alanda Tekelleşiyor  

            ‘Çin öyle bir yöntem geliştirdi ki, girdiği her sektör birkaç yıl sonra tamamen kendisinin oluyor. İlk lityum bataryayı 1991’de Japon Sony firması üretti. Yıllarca bu işin lideri Japonya’ydı. Şimdi ise,  dünyadaki bataryaların yaklaşık p’i Çin’de üretiliyor. Burada sorun, sadece batarya değil. Güneş panelinde bir zamanlar Japonya ve Almanya öndeydi. Çelikte Avrupa, nadir toprak elementlerinde ABD. Bugün hepsi Çin’in kontrolunda.

            Hiç biri savaşla kazanılmadı. Hepsini alan yöntem aynı. Ucuzluk. Peki ucuzluk, koca koca sanayi devlerini nasıl çökertiyor?

            Çin’in,  dört adımlı, stratejik bir yöntemi var.

Birinci adım. Devlet, stratejik bir sektörü önceden belirleyip seçer. Ardından, o alana destek olunmaya başlanır. Ucuz kredi, ucuz elektrik, ucuz arazi, vergi muafiyeti vb.

İkinci adım. Bu destekle Çinli şirketler, malı herkesten ucuza üretirler. Ya çok az kârla, ya da hiç kâr etmeden satmaya başlarlar. Burada amaç kazanmak değil, rakibin inemeyeceği bir fiyatı tutturmaktır. Arkalarında devlet olduğu için, Çin’li şirketler bu fiyata yıllarca dayanırlar.

Üçüncü adım. Dünyanın geri kalanı bu fiyatla rekabet edemez. Batılı üreticiler önce zarar ederler, sonra şirketler tek tek kapanır.

Dördüncü adım. Meydan boşalınca Çin o alanda tekel olur. Artık fiyatı da kuralı da o koyar. Bunun en açık kanıtı, güneş panelleri. İşin çarpıcı yanı şu : Çinli güneş  paneli şirketleri, bugün hâlâ zararına satıyorlar. Üretim kapasiteleri dünya talebinin iki katı. Zarar bile bir yatırım, çünkü sonunda ayakta kalan Çin oluyor.

            Ancak Çin’in asıl ustalığı daha da derinde. Çoğu zaman madeni değil, madeni işlemeyi ön planda tutuyorlar. Çin dünyada bakırın sadece % 8’ini çıkarıyor ama rafine bakırın G’sini üretiyor. Lityum rezervinin %7’sinden azına sahip, ama lityumun €’ini işliyor. Kobalt rafinajının w’si, nadir toprak işlemenin �’ı Çin’de. Yani ham madde senin toprağında olabilir. Onu kullanılabilir hale getiren fabrikalar ise Çin’de. Madene sahip olmak ta yetmiyor. O madeni işleyen, madenin esas kazananı oluyor.

            Ucuz mal satan, tek tabanca olunca da tekel haline geliyor. Çin nadir toprak elementleri ihracatına bir kural getirdi. Bir üründe, binde bir oranında bile Çin kaynaklı madde varsa, onu satmak, artık Çin devletinin iznine bağlı. Antimon bunun en somut örneği. Cephane imalatında kullanılan bu metalde ABD tamamen dışa bağımlı. Çin ihracatı kesince sevkiyat — düştü, fiyatı 3 katına çıktı.

            Galyum ve Germanium, çip için kritik maddeler, ABD’ye sevkiyatı tamamen durduruldu. Sonra hepsini bir ticaret anlaşmasında geçici olarak askıya aldı.     Yani hem kapatabildiğini gösterdi, hem de dilediğinde geri açtı. Asıl güç de bu. Çoğu konuda, musluğun başında Çin devleti var.

            Rakamsal veriler, bütün tabloyu özetliyor. Çin, 20 kritik mineralden 19’unun rafinajında, açık ara dünya lideri. Yani bu bir sektör meselesi değil. Neredeyse bütün modern üretimin ham maddesi Çin’in fabrikalarından geçiyor.

            Çin bu işe, önce ucuz çelikle başladı. Sonra her adımda daha kritik bir sektöre geçti. Şimdi ise her şeyin üzerinde durduğu temele uzanıyor. En son sahne yapay zeka. Orada da aynı oyun dönüyor. Modeli bedavaya ve herkese açık dağıtıp rakiplerini zarara sokmak. Ama yapay zeka bir sektör değil, gelecekteki bütün sektörlerin zemini. Bu sefer kaybedilen bir sanayi değil, geleceğin tamamı olabilir.

            Peki ABD ve Avrupa ne yapıyor? İşin en çarpıcı yanı burada. ABD yıllarca serbest piyasayı savundu, devlet ekonomiye karışmasın dedi. Ama Çin’le baş edemeyince, eleştirdiği yöntemi kendisi de kullanmaya başladı. ABD devleti, artık doğrudan şirketlere ortak oluyor. Çip devi Intel’in yaklaşık ’una ortak oldu. Nadir toprakta MP Materials adlı şirketin, en büyük hissedarı oldu. Sadece 2025’te bu şekilde yedi şirkete........

© Akademik Akıl