menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazetecilik Eğitimi Nasıl Olmalı?

5 0
previous day

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Gazetecilik Eğitimi Nasıl Olmalı?

Bu hafta tam da bu yazıyı yazmaya hazırlanıyordum. Bölüm başkanımızın odasına uğradım. Elindeki bir kâğıdı bana uzattı.

Bir öğrencinin ders talebiyle ilgili dilekçesi…

Telli bir defterden koparılmış sarı, kareli bir sayfa. Üzerine güçlükle okunan birkaç cümle karalanmıştı. Ne bildiğimiz anlamda bir dilekçe düzeni vardı ne de resmî bir makama sunulacak yazının gerektirdiği özen.

Bölüm Başkanımız Prof. Dr. İncilay Cangöz, yarı şaka yarı ciddi sordu:

“İlk derste dilekçe yazmayı mı anlatsak?”

Ben de ister istemez düşündüm:

Dilekçe yazmakta zorlanan bir öğrenci nasıl haber yazacak?

Elbette tek bir öğrenciden hareketle bir kuşağı yargılayamayız. Mesele öğrenciyi küçümsemek de değil.

Biz nasıl bir gazeteci yetiştirmek istiyoruz?

Önceki yazılarımda gazeteciliğin, mecraların ve iş tanımlarının değiştiğini tartışmıştım.

Madem meslek değişiyor, eğitim neden değişmesin?

Ben 1989’da Anadolu Üniversitesi Basım ve Yayımcılık Bölümüne yazılı ve sözlü özel yetenek sınavıyla girdim. Sınıfta 30 kişiydik. Bir yıl İngilizce hazırlık okuduk. Kuramsal derslerin yanında yoğun uygulama yaptık; dergi ve gazete çıkardık, fotoğraf çektik, haber ürettik.

Eski sistemi kutsamıyorum. Özel yetenek sınavının nesnelliği ve fırsat eşitliği ayrıca tartışılabilir.

Ama bugün hâlâ şu soruyu sormamız gerekiyor:

Gazetecilik okumaya gelen öğrencide hangi temel yeterlilikleri arıyoruz?

Gazeteci okuyacak, yazacak, dinleyecek, merak edecek, soru soracak, sorgulayacak.

Ekonomi haberi yapacaksa ekonomiyi, adliyeyi izleyecekse hukuku, toplumsal olayları anlatacaksa sosyolojiyi ve siyaseti anlayacak. Araştırma sonuçlarını aktaracaksa yüzdeyi, oranı, ortalamayı ve örneklemi okuyabilecek.

İyi Türkçe kullanacak. Yabancı dil bilecek.

Çünkü gazetecilik dünyayı anlatma mesleğiyse, önce dünyayı anlayabilecek bir zihinsel donanıma ihtiyaç var.

HABER YAZMAYI ÖĞRETMEK YETMİYOR

Elbette haber yazmak, röportaj yapmak, fotoğraf çekmek, kamera kullanmak hâlâ önemli.

Ama artık bunlar tek başına yeterli değil.

Bugünün gazetecisi veriyi okuyacak, dezenformasyonu doğrulayacak, bir görüntünün gerçek olup olmadığını araştıracak, yapay zekâyı kullanacak ve algoritmaların haber dolaşımını nasıl etkilediğini anlayacak.

Dolayısıyla doğrulama, veri gazeteciliği, yapay zekâ okuryazarlığı, dijital güvenlik ve OSINT —yani kamuya açık kaynaklardan sistematik biçimde bilgi toplama, ilişkilendirme ve doğrulama— yeni gazetecilik becerileri arasında olmalı.

Ama mesele yalnızca yeni dersler eklemek de değil.

Gazetecilik anlatılarak değil, yapılarak da öğrenilir.

Fakülteler biraz da haber laboratuvarı gibi çalışmalı. Öğrenci yalnız hocasına ödev vermemeli; gerçek kaynaklarla görüşmeli, sokağa çıkmalı, veri toplamalı, haberini yayımlamalı ve gerçek okurla karşılaşmalı.

Ben de daha birinci sınıftan itibaren Eskişehir’de yerel gazete ve radyolarda çalıştım; daha sonra televizyon deneyimim oldu. Akademik hayatım boyunca anlattığım pek çok örneğin arkasında o saha deneyiminin önemli bir payı bulunduğunu bugün daha iyi görüyorum.

Üniversitelerin haber ve medya merkezleri de öğrenciler için böyle gerçek uygulama alanlarına dönüşebilir.

DÜNYADA NASIL YAPIYORLAR?

Dünyaya baktığımızda tek bir gazetecilik eğitimi modeli olmadığını görüyoruz.

ABD’de Columbia Journalism School’un tam zamanlı Master of Science programı bir yıldan az sürüyor ve lisans mezunlarına yoğun biçimde habercilik, anlatım ve etik eğitimi veriyor.

Fransa’da Sciences Po’nun gazetecilik yüksek lisansı iki yıllık ve programda en az 16 haftalık profesyonel haber merkezi deneyimi bulunuyor.

Almanya’da Deutsche Welle ise 18 aylık ücretli bir eğitim uyguluyor. Adaylar TV, internet ve radyoda doğrudan haber merkezlerinde çalışırken veri gazeteciliği ve dijital hikâye anlatımı gibi yeni beceriler de kazanıyor.

Yani kimi yerde lisans, kimi yerde lisansüstü eğitim, kimi yerde doğrudan haber merkezinin içine yerleştirilmiş yoğun mesleki eğitim var.

NEDEN HEP ÇALIŞAN YETİŞTİRİYORUZ?

Bir başka eksikliğimizin de burada olduğunu düşünüyorum.

Biz çoğunlukla muhabir, editör, foto muhabiri ya da kameraman yetiştirmeyi düşünüyoruz.

Yani bir medya kuruluşunun kapısını çalıp orada çalışacak insanlar…

Peki neden kendi haber sitesini, YouTube kanalını,........

© Akademik Akıl