Dijital Çağda Medya ve Sağlık Okuryazarlığı
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Dijital Çağda Medya ve Sağlık Okuryazarlığı
Günümüzde sağlıkla ilgili bilgiye ulaşmak, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolay. Bir hastalık belirtisini, bir tedavi önerisini, bir ilacın yan etkisini, bir beslenme tavsiyesini ya da bir sağlık iddiasını birkaç saniye içinde arayabiliyoruz. Fakat aynı kolaylık, beraberinde çok daha zor bir soruyu getiriyor:
Ulaştığımız bilgi doğru mu?Güvenilir mi?Bilimsel mi?Kim tarafından, hangi amaçla, hangi bağlamda üretilmiş?
Dijital çağda sağlık bilgisi artık yalnızca hekim odasında, hastanede ya da resmî sağlık kurumlarında dolaşmıyor. Sosyal medyada, haber sitelerinde, video platformlarında, mesajlaşma gruplarında, arama motorlarında ve giderek daha fazla yapay zekâ destekli sistemlerde karşımıza çıkıyor.
Bu nedenle sağlık okuryazarlığı ile medya okuryazarlığını birlikte düşünmek, çağımızın temel akademik ve toplumsal ihtiyaçlarından biri hâline geliyor.
İşte bu ihtiyaca yanıt verme çabasının ürünü olarak hazırladığımız Media and Health Literacy in the Digital Age adlı kitabımız, Anadolu Üniversitesi’nin yeni kurulan ve uluslararası yayınevi statüsüne sahip yayınevi AUPRESS tarafından yayımlandı.
Üstelik AUPRESS’in “1 numaralı eseri” olarak okurla buluştu.
Bu yönüyle kitabımız, yalnızca medya ve sağlık okuryazarlığı alanında hazırlanmış akademik bir çalışma değil; aynı zamanda Anadolu Üniversitesi’nin uluslararası akademik yayıncılık vizyonu açısından da sembolik değeri yüksek bir başlangıç oldu.
Editörlüğünü yürüttüğüm, toplam 17 bölümden oluşan kitabımız, 40 akademisyen ve araştırmacının katkısıyla hazırlandı. Türkiye başta olmak üzere Pakistan, Malezya, Kenya, Kuzey Kıbrıs, Birleşik Krallık, Hollanda, Bosna-Hersek, Amerika Birleşik Devletleri ve İrlanda’dan yazarların katılımıyla gerçek anlamda uluslararası nitelik taşıyan bir yayın ortaya çıktı.
Yazarların kurumsal bağlantıları dikkate alındığında kitapta 10 farklı ülkeden, 20 farklı üniversite ile çeşitli sağlık, araştırma ve uygulama kurumlarından katkı bulunuyor.
Kitabın ilk bölümlerinde medya okuryazarlığı ve sağlık okuryazarlığı kavramsal ve kuramsal yönleriyle ele alınıyor. Medya ve sağlık okuryazarlığının tanımları, tarihsel gelişimi, temel ilkeleri ve dijital çağda nasıl iç içe geçtiği tartışılıyor.
Ardından eleştirel düşünme, doğru bilgiye ulaşma, bilgi kaynaklarını değerlendirme ve sağlık okuryazarlığının Türkiye’deki ve dünyadaki epidemiyolojik görünümü inceleniyor.
Dijital medya ve sağlık bilgisi kitabın ana eksenlerinden birini oluşturuyor. Sosyal medya ortamlarında yanlış bilginin, dezenformasyonun ve manipülasyonun nasıl yayıldığı; dijital sağlık bilgisi ekosisteminin nasıl dönüştüğü; görsel medya içeriklerinin sağlık algısı üzerindeki etkileri ve fotoğraf, video, grafik gibi görsel unsurların sağlık iletişimindeki rolü ayrı bölümlerde ele alınıyor.
Kitapta ayrıca hedef gruplar ve uygulama alanları da ayrıntılı biçimde inceleniyor. Kronik hastalık yönetimi, çocuk sağlığı, ebeveynlerin sağlık bilgisine erişimi, ruh sağlığı ve stigma ile mücadele, yaşlılara yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ve dezavantajlı yetişkinlerin sağlık hizmetlerine erişimi gibi konular medya ve sağlık okuryazarlığı bağlamında değerlendiriliyor.
Bunun yanında sağlık teknolojileri, yapay zekâ, büyük veri, mobil sağlık uygulamaları, giyilebilir teknolojiler, dijital sağlık platformları ve geleceğin sağlık iletişimi senaryoları da kitabın önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Çünkü dijital çağda sağlık okuryazarlığı artık yalnızca bir broşürü okuyabilmek ya da bir reçeteyi anlayabilmekle sınırlı değil. Kişinin kendi sağlık verisini yorumlayabilmesi, yapay zekâ destekli önerilere eleştirel yaklaşabilmesi, algoritmaların sunduğu bilgiyi sorgulayabilmesi ve dijital ortamlarda mahremiyetini koruyabilmesi de bu alanın parçası hâline gelmiş durumda.
Kitabın bir diğer önemli yönü, temsil, etik ve kültürel boyutları ihmal etmemesi. Kamu spotlarından reklamlara uzanan sağlık temsilleri, medyada sağlık algısının inşası, mahremiyet, gizlilik, bilgi güvenliği, sağlık verilerinin korunması, medya etiği, hukukî sorumluluklar, sanat ve edebiyatta sağlık temsilleri gibi başlıklar da kitapta yer buluyor.
Böylece sağlık iletişimi yalnızca bilgi aktarımı olarak değil; temsil, anlam, etik, güven ve toplumsal sorumluluk meselesi olarak ele alınıyor.
Küresel sağlık sorunları ve medya ilişkisi de kitabın dikkat çekici bölümlerinden biri. Pandemiler, kriz anlatıları, uluslararası iş birlikleri, küresel sağlık kurumları ve medya arasındaki ilişki, günümüz dünyasında sağlık bilgisinin sınır aşan niteliğini daha görünür kılıyor.
COVID-19 sürecinde de gördüğümüz gibi, sağlık krizleri yalnızca tıbbi krizler değildir. Aynı zamanda iletişim, güven, bilgi yönetimi ve toplumsal dayanıklılık krizleridir.
KİTAP NASIL HAZIRLANDI?
Kitabın akademik niteliğini güçlendirmek amacıyla her bölüm, alanında uzman en az iki hakemin değerlendirmesine gönderildi ve kör hakemlik ilkesi doğrultusunda incelendi. Yazarlarımız gerekli düzeltmeleri büyük bir titizlikle tamamladı.
Bu süreç, kitabın bilimsel değerlendirme aşamalarından geçmiş uluslararası bir........
