Estetiğin Zaferi, Tedavinin Mağlubiyeti
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Estetiğin Zaferi, Tedavinin Mağlubiyeti
Bir zamanlar doktorun odasına giren insan, aynaya bakmak için değil, derdine çare bulmak için girerdi.
Karnı ağrıyorsa karnına, kalbi sıkışıyorsa kalbine, nefesi daralıyorsa ciğerine bakılırdı. Doktorun itibarı, hastasının aynaya daha güzel bakmasından değil, hayata daha sağlıklı devam etmesinden doğardı.
Şimdi işler biraz değişti.
Piyasanın görünmez eli, sağlık hizmetinin üzerine görünmez bir makyaj masası koydu. Hastalık tedavi edilecek bir mesele olmaktan çıkıp, beden yeniden tasarlanacak bir projeye dönüşmeye başladı.
İşte burada Minsky’nin finansal istikrarsızlık hipotezini hatırlamak gerekiyor. Varlık dönemlerinde arz fazlası ve kolay kazanç, insanı giderek daha fazla risk almaya teşvik eder. Herkes para kazanırken kimse “Bu kadar para nereden geliyor?” diye sormaz. Çünkü piyasa yükselirken akıl da biraz yükselir. Bir süre sonra rasyonel beklentinin yerini irrasyonel coşku alır.
Sağlık piyasasında da benzer bir coşku oluştu.
Tedavi zor iştir. Hastayı dinlersiniz, muayene edersiniz, tetkik istersiniz, teşhis koyarsınız. Sonra ilacı verirsiniz. Bazen işe yarar, bazen yaramaz. Hasta yine gelir. Takip edersiniz. Yıllarca süren bir emek vardır.
Estetik ise piyasanın sevdiği başka bir dile sahiptir: Öncesi vardır, sonrası vardır. Fotoğrafı vardır. Paylaşımı vardır. Sonucu görünürdür. Üstelik insanın en eski zaaflarından birine, “Daha güzel olabilir miyim?” sorusuna cevap verir.
Böyle olunca sağlık hizmeti yavaş yavaş tedaviden görüntüye doğru kaymaya başladı.
Bir hekim için de cazibe açıktır. Bir tarafta yıllarca takip edilmesi gereken hipertansiyon hastası, diyabet hastası, kalp hastası vardır. Öte tarafta daha yüksek gelir getiren, daha hızlı sonuç veren, hastanın memnuniyetini anında görünür kılan estetik işlemler vardır.
Mesele yalnızca hekimin tercihi değildir. Sistem de hekimi nereye doğru ittiğine bakmadan “neden oraya gittin?” diye soramaz.
Asıl tehlike burada başlıyor.
Çünkü sağlık hizmetinde estetik, tedavinin üzerine çıkarsa toplumun sağlık anlayışı da değişir. İnsan sağlıklı olmak için değil, sağlıklı görünmek için yatırım yapmaya başlar.
Güzel diş, sağlıklı dişin önüne geçer.
Düzgün burun, rahat nefes alan burnun önüne geçer.
İnce beden, güçlü bedenden daha önemli hale gelir.
Genç görünmek, sağlıklı yaşlanmanın önüne geçer.
Sonra bir gün fark ederiz ki sağlık sistemimiz hastalıklarla mücadele eden bir sistem olmaktan çıkmış; insanların bedenleriyle pazarlık yapan dev bir tüketim sistemine dönüşmüş.
Oysa estetik kötü değildir.
İnsan güzel görünmek isteyebilir. Bunun neresi yanlış?
Yanlış olan, estetiğin sağlık hizmetinin amacı haline gelmesidir.
Estetik, sağlığın üzerine kurulursa anlamlıdır. Sağlık, estetiğin üzerine kurulamaz.
Çünkü estetik bize hayat kazandırmaz; hayatın nasıl göründüğünü değiştirir.
Bizim asıl meselemiz ise hayatın kendisidir.
Çocuklarımızın geleceğini hazırlamak, onların eğitimini sağlamak, evimizi geçindirmek, yaşlandığımızda kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek, soframıza ekmeği koyabilmek…
Bunlar estetik operasyonların konusu değildir.
Bunlar çalışmanın, üretmenin, sağlığın ve mesleğin konusudur.
Belki de çok ileri gittik.
Aynaya fazla baktık, hayata biraz az baktık.
Doktoru da bu aynanın karşısına oturttuk. “Daha çok kazan, daha hızlı kazan, daha görünür ol” dedik. Sonra şaşırdık: Neden doktor tedaviyi değil estetiği seçiyor?
Oysa doktor da içinde yaşadığı ekonomik düzenin........
