Üniversite Yönetimi Üzerine Notlar – 1
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Üniversite Yönetimi Üzerine Notlar – 1
Yol Haritası Var Ama Yola Çıkan Yok!
Türkiye’de hemen her üniversitenin dört yıllık bir stratejik planı vardır. Bu planlar büyük emeklerle hazırlanır. Toplantılar yapılır, komisyonlar kurulur, tablolar doldurulur. Aylar süren çalışmaların sonunda yüzlerce sayfalık kapsamlı dokümanlar ortaya çıkar.
Fakat önemli bir soru vardır:
Bu planlar gerçekten üniversitelerin yönetimine yön veriyor mu?
Ne yazık ki çoğu zaman cevap olumsuzdur. Çünkü birçok üniversitede stratejik planlar hazırlanır, yayımlanır ve ardından sessizce raflara kaldırılır. Planların içeriğini genellikle hazırlayanlar bilir; gerektiğinde rapor yazanlar bulur. Ancak akademik topluluğun büyük bir bölümü bu metinlerin içeriğini ya hiç bilmez ya da günlük çalışmalarında kullanmaz.
Oysa stratejik planın bir üniversitenin yönetim aklını temsil etmesi gerekir. Bir kurumun hangi alanlarda güçleneceğini, hangi araştırma alanlarını önceliklendireceğini ve nasıl bir akademik kimlik oluşturacağını belirleyen bir yol haritası olması beklenir.
Ancak birçok üniversitede stratejik plan, yönetsel bir rehber olmaktan çok idari bir zorunluluk olarak görülmektedir. Bu nedenle plan hazırlanır, yayımlanır ve çoğu zaman unutulur.
Oysa stratejik planın gerçek değeri yazılmasında değil, yaşatılmasındadır.
Bugün birçok fakülte ve bölüm kendi dinamikleri doğrultusunda hedefler belirlemekte; çoğu zaman kurumun stratejik öncelikleriyle tam örtüşmeyen araştırma ve faaliyet alanlarına yönelmektedir. Kurumsal hedeflerle akademik faaliyetler arasındaki bağ zayıf kalmaktadır. Böyle olunca stratejik plan kurumsal kimliği şekillendiren bir belge olmaktan çıkar ve yalnızca resmi raporlarda referans verilen bir metne dönüşür.
Son yıllarda program ve kurum akreditasyon süreçleri bu tabloyu kısmen değiştirmeye başlamıştır. Akreditasyon değerlendirmeleri, üniversitelerin stratejik planlarına gerçekten bakmalarını ve hedeflerini ölçülebilir hale getirmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu süreç birçok üniversitenin stratejik planlarını yeniden keşfetmesine yol açmıştır.
Ancak bu farkındalığın sürdürülebilir olabilmesi için stratejik planın günlük yönetim pratiklerinin merkezine yerleşmesi gerekir.
Gerçek bir stratejik plan yalnızca yazılmış bir metin değildir. Kurumun nasıl yönetileceğini belirleyen canlı bir yönetim aracıdır. Hedefler belirlenir, performans göstergeleri tanımlanır, ilerleme düzenli olarak izlenir ve gerektiğinde yön düzeltmeleri yapılır. Bu belge rektör, rektör yardımcıları ve dekanlar için yalnızca bir rapor değil; karar süreçlerinin temel referansı olmalıdır.
Özellikle fakültelerde bu sorumluluk büyük ölçüde dekanlara düşmektedir. Dekanlar stratejik planda yer alan hedefleri yıllık hedeflere dönüştürmeli ve bölüm başkanlıklarını bu doğrultuda yönlendirmelidir. Aylık veya periyodik toplantılarla hedeflerin gerçekleşme düzeyi takip edilmeli; akademik birimlerin faaliyetleri kurumsal stratejiyle uyum içinde ilerlemelidir.
Bir başka önemli sorun ise hedeflerin niteliğidir. Stratejik planlarda yer alan hedeflerin önemli bir bölümü hâlâ genel ve soyut ifadelerden oluşmaktadır. Oysa modern yönetim anlayışında hedeflerin SMART olması beklenir:
Spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, ilgili ve zaman sınırlı.
Bu özellikleri taşımayan hedefler stratejik planı bir........
