Kampüsten Köye: Niyet Var, Sistem Hazır mı?
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Kampüsten Köye: Niyet Var, Sistem Hazır mı?
Son günlerde “üniversite toplumla buluşuyor” söylemi sıkça dile getiriliyor. Hatta bu iş için ofisler kuruluyor, köylere gidilecek, sorunlar dinlenecek, notlar tutulacak… Kâğıt üzerinde bakınca çok doğru, çok yerinde bir fikir. Zaten üniversitenin sadece ders veren bir yapı değil, topluma dokunan bir kurum olması gerekiyor.
Ama işin gerçeği biraz farklı.
Bugünkü sistemde bir akademisyen için önemli olan şey hâlâ makale, atıf, proje…Peki köye gidip insanlarla konuşmak, sorunları yerinde görmek, çözüm üretmeye çalışmak akademik olarak ne kazandıracak? Neredeyse hiçbir şey. Yani akademisyen sahaya inse bile, bu çaba onun kariyerine yansımayacak. Bu proje de doğal olarak bu tür çalışmaların ya ‘gönüllülük’ olarak kalmasına ya da hiç yapılmamasına neden olacağını söylemek kahinlik olmayacaktır.
Bir de işin kaynak tarafı var. Ofis kurmak kolay ama o ofisi çalıştırmanın maliyeti ne olacak? Eğer bütçe yoksa, personel yoksa, saha çalışması için destek yoksa, kurulacak bu yapılar en fazla birkaç ziyaret organize eden, fotoğraf paylaşan birimlere dönüşmesi kaçınılmaz. Yani niyet iyide sürdürebilirliği süpheli..
Bir diğer kritik konu da şu: yerel yönetimlerle ilişki. Elbette temas olacak, iş birliği yapılacak. Ama bu işin bir sınırı var. Üniversite, yerel yöneticilerin ajandasına göre hareket ederse, bilimsel bağımsızlığını kaybeder. Oysa üniversitenin görevi, mevcut durumu olduğu gibi görmek ve gerektiğinde eleştirebilmektir. Aksi halde “topluma açılma” söylemi, başka bir bağımlılık ilişkisine dönüşebilir.
“Sorunları tespit edelim, envanter çıkaralım” yaklaşımı doğru. Ama sadece sorunları yazmak yetmez. O veriyi alıp makaleye, projeye, politikaya dönüştürmek gerekecek. Yoksa elde kalan şey sadece bir not defteri olur.
Özetle mesele ofis kurmak değil; akademik sistemi bugünün gerçeklerine uygun şekilde dönüştürmektir. Bu dönüşüm parçalı değil, köklü bir reform gerektirir.
Akademisyen sahaya indiğinde bunun bir karşılığı olmalı. Üniversite bütçesinde bu işler için yer açılmalı. Akademik teşvik sistemi sadece yayın sayısını değil, toplumsal katkıyı da ölçmeli. Ve en önemlisi, üniversite kendi bağımsız duruşunu koruyarak toplumla ilişki kurmalı.
Aksi halde ortaya çıkan şey gerçek bir dönüşüm değil, iyi niyetli ama yüzeyde kalan bir görüntü olacak..
Çünkü üniversitenin köye gitmesi yetmez…Akademinin zihinsel olarak da kampüsün dışına çıkması gerekir.
Ses mi Ritim mi Haram?
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new........
