menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akademik Dünya Bugün Sokrates’i Taşıyabilir miydi?

21 0
06.05.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Akademik Dünya Bugün Sokrates’i Taşıyabilir miydi?

Tarih garip bir ironi barındırır.

Sokrates, gençleri “yoldan çıkarmak” ve “düzene zarar vermek” suçlamasıyla yargılandı.Bugün aynı davranışları sergileyen bir akademisyene ne derdik acaba ?

Büyük ihtimalle “marjinal”, “uyumsuz” ya da daha zarif bir ifadeyle “fazla eleştirel.”

Oysa Sokrates’in yaptığı şey basitti:İnsanlara bilmediklerini gösterdi.

Ve tarih boyunca bundan daha tehlikeli bir şey olmadı.

Çünkü insanlar çoğu zaman cehaletten değil, cehaletlerinin açığa çıkmasından rahatsız olurlar.

Bugünün akademik dünyasına bakalım.

Bilgi üretimi hiç olmadığı kadar arttı.Yayınlar, atıflar, projeler, fonlar…

Her şey ölçülebilir, raporlanabilir, sıralanabilir hale geldi.Ama tam da bu yüzden başka bir şey görünmez oldu: entelektüel cesaret.

Platon’un aktardığı savunmada Sokrates’in şu sözü bugün hâlâ yankılanıyor:“Ben buraya sizi ikna etmeye değil, gerçeği söylemeye geldim.”

Peki bugün akademik dünya ne yapıyor?

Gerçeği mi arıyor,yoksa kabul görecek olanı mı?

Bu soru rahatsız edici gerçekten..Ama tam da bu yüzden gerekli.

Çünkü akademik dünya sessizce yön değiştirdi:Hakikatin peşinde koşan bir alan olmaktan çıkıp,riskin yönetildiği bir kariyer sistemine dönüştü.

Genç akademisyenler ne öğreniyor?

Tartışmalı konulardan uzak durmayı

Güvenli başlıklar seçmeyi

Eleştirinin dozunu ayarlamayı

“Doğruyu” değil, “yayınlanabilir olanı” üretmeyi

Bu bir tercih değil, bir adaptasyon.

Ama her adaptasyon bir kayıp içerir.

Bu kaybın adı: Sokrates’tir.

Çünkü Sokrates, sistemin içinde yükselen biri değildi.Sistemi rahatsız eden bir “at sineğiydi.”

Kendi ifadesiyle:“Sizi uyandırmak için buradayım.”

Peki bugün akademik dünya böyle bir figürü taşıyabilir mi?

Gerçekten sormak lazım.

Bir akademisyen sürekli yerleşik kabulleri sorgulasa…Popüler tezleri çürütse…Meslektaşlarının bilgisini test etse…Ve bunu ısrarla, geri adım atmadan yapsa…

Büyük ihtimalle ödüllendirilmez.Büyük ihtimalle dışlanır.

Belki de en tehlikelisi:Yok sayılır.

Oysa akademik dünyanın varlık nedeni tam olarak budur:Rahatsız etmek.

Sadece bilgi üretmek değil,o bilgiyi sürekli test etmek.

Konforu değil, insanı ileri taşıyan gerilimi büyütmek.

Çünkü hakikat, rahat ortamlarda değil;sorgulamanın yarattığı çatlaklarda ortaya çıkıyor..

Sokrates’in asıl suçu gençleri bozmak değildi.Onlara düşünmeyi öğretmekti.

Bugün ise sorun farklı:

Gençler düşünmeyi öğreniyor,ama düşündüklerini söyleyemiyor.

İşte kırılma noktası tam burada.

Akademik dünya bugün, Sokrates’i öldüren toplumdan daha ileri bir yerde mi,yoksa sadece yöntemlerini mi değiştirdi?

Bugün kimseye baldıran zehri içirilmiyor.

Ama kariyerler sessizce sonlandırılabiliyor.Fonlar kesilebiliyor.Kapılar kapanabiliyor.

Ve en önemlisi:İnsanlar konuşmamayı........

© Akademik Akıl