Çocukların Hareket Hakkı: Beden Eğitimi Boş Ders Değildir
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Çocukların Hareket Hakkı: Beden Eğitimi Boş Ders Değildir
Bir çocuk ilkokula başladığında ondan beklenenler çoğu zaman bellidir: Okulu sevsin, okumayı ve yazmayı öğrensin, sayı sayabilsin, sınıfına uyum sağlasın. Ailelerin, öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin zihninde “başarılı çocuk” çoğunlukla bu akademik kazanımlar üzerinden tanımlanır. Oysa ilkokul yılları yalnızca okuma-yazma ve temel akademik becerilerin geliştiği bir dönem değildir; aynı zamanda çocuğun fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminin birlikte şekillendiği kritik bir dönemdir. Bu nedenle çocukların hareket etme, oyun oynama ve fiziksel aktiviteye katılma deneyimleri, akademik başarıdan ayrı düşünülemez. Çünkü çocuk yalnızca bilişsel süreçleriyle değil; bedeniyle, duygularıyla, sosyal ilişkileriyle ve hareket ederek de öğrenir.
Tam da bu nedenle ilkokul çağındaki çocukların fiziksel aktivite yaşantıları yalnızca spor yapıp yapmamalarının ötesinde, çocuğun bedeniyle kurduğu ilişki, özgüveni, arkadaşlarıyla iletişimi, dikkat süresi, öğrenme kapasitesi ve yaşam boyu sürdürebileceği sağlıklı alışkanlıklarla doğrudan ilişkilidir. Ancak bugün okullarda beden eğitimi dersine yüklenen anlam hâlâ tartışmalıdır. Birçoğumuz için beden eğitimi dersi, haftalık ders programında yer alan ama çoğu zaman gerçek anlamda yapılandırılmayan bir ders olarak kalmaktadır. Bazı okullarda bu ders “çocuklar biraz oynasın” anlayışına indirgenmekte, bazı okullarda ise matematik, Türkçe ya da fen gibi daha ‘temel’ görülen derslerin telafisi için kullanılmaktadır.
Oysa beden eğitimi dersi, çocukların yalnızca enerjisini attığı bir zaman dilimi değildir; doğru planlandığında fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimi aynı anda destekleyen güçlü bir öğrenme alanıdır.
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken meselelerden biri, beden eğitimi ile fiziksel aktivitenin çoğu zaman “boş zaman etkinliği” gibi değerlendirilmesidir. Çocuk hafta sonu bisiklete bindiğinde, parkta oynadığında ya da bir spor kursuna gittiğinde bu çoğu zaman gelişimsel bir ihtiyaçtan çok “enerjisini atsın”, “güzel vakit geçirsin” ya da “sosyalleşsin” düşüncesiyle açıklanır. Elbette bunlar da önemlidir. Fakat fiziksel aktivite yalnızca çocuğu oyalayan bir etkinlik değildir. Hareket, çocuğun dünyayı tanıma biçimlerinden biridir.
Daha da önemlisi, çocukların fiziksel aktiviteye erişimi yalnızca ailelerin imkânlarına bırakıldığında ciddi bir eşitsizlik ortaya çıkar. Bazı aileler çocuğunu spor kulüplerine, kurslara ya da okul dışı etkinliklere yönlendirebilecek zamana, ekonomik güce ve çevresel olanaklara sahip olabilir.
Peki ya bu imkânlara sahip olmayan ailelerin çocukları?
Bu çocuklar çoğu zaman okulda öğretmenlerinin onları fark etmesini bekler. Bu nedenle beden eğitimi ve fiziksel aktivite, yalnızca ailenin sorumluluğuna bırakılamayacak kadar kamusal bir meseledir.
Okul, bu noktada en eşitlikçi alan olabilir. Çünkü okul, çocuğun ailesinin gelirinden, sosyal çevresinden ve imkânlarından bağımsız olarak fiziksel aktiviteye ulaşabileceği en temel yerdir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için beden eğitimi dersinin gerçekten ders olarak görülmesi gerekir. Öğretim programında yazan kazanımlar sahaya, bahçeye, salona ve öğretmenin günlük uygulamasına yansımalıdır.
Buradaki temel sorunlardan biri, devlet politikalarının olumlu bir çerçeve sunmasına rağmen bu çerçevenin okul uygulamalarına yeterince yansımamasıdır. Kâğıt üzerinde fiziksel aktiviteyi, sporu ve çocukların bütüncül gelişimini destekleyen politikalar olabilir. Fakat bu politikalar okulun günlük rutinine yansımıyorsa, beden eğitimi saati başka derslere ayrılıyorsa, öğretmen bu dersi nitelikli bir şekilde yapılandırmıyorsa ya da okul yönetimi süreci izlemiyorsa, iyi niyetli politikalar çocuğun hayatında karşılık bulamaz.
Burada öğretmen niteliği de kritik bir konu olarak karşımıza çıkar. İlkokulda beden eğitimi dersi çoğunlukla sınıf öğretmenleri tarafından yürütülmektedir. Ancak her sınıf........
