menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biz Büyürken…

6 0
monday

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Biz büyürken etrafımızda kötü adamlar ve kadınlar vardı; fakat evlerimiz onlara çok uzaktı. Onların nerede oturduğunu, ne yiyip ne içtiğini bilmezdik. Merak ederdik belki ama bu merakımız bizi asla onların mahallesine götüremezdi. Çünkü o zamanlar çocuktuk… Bir süre sonra o mahallede nüfusun arttığı, şehrin öte yakasında yoğun bir kalabalıklaşma olduğu görüldü. Her gün sayıları artıyordu bu kötü adam ve kötü kadınların.

Sonra strateji değişti; kötü insanlar mahalle değiştirmeyi bıraktı, bizzat kendileri değişti ancak konumları aynı kaldı… Mahallemizi terk etmediler, orada kaldılar. Her ne olduysa ondan sonra oldu. Mahallemiz her geçen gün, bilmediğimiz ve görmediğimiz ellerle kirletildi. Önce gözlerimiz ve kulaklarımız bu değişen durumlara alıştı, ardından zihnimiz tüm olup biteni kabullendi… Kirlenmek bir olgu olarak doğaldı, artık arınmak da gerekmiyordu. Çünkü her birimiz az az, yavaş yavaş kirleniyorduk… Kimsenin kimseden kirlenmekten ve kirli olmaktan yana şikâyeti yoktu…

Biz birer küçük çocukken, bizim dünyamızdaki insanlar da kötülük ederdi şüphesiz. Onlar da şeytana uyar, hataya düşer, günah işlerlerdi. Fakat gerisin geri dönüp yaptıklarından pişmanlık duyar, tövbe ederek fabrika ayarlarına döner ve yollarına devam ederlerdi. Sonra biz büyüdük. Sözü edilen kötü insanlar aramıza mı taşındı; yoksa hep oradaydılar da biz mi bilmiyorduk, bilemiyorum. Bu kötü insanlar oturduğumuz mahallede, apartmanda, iş yerindeki meslektaş ve arkadaşlarımız, dükkân komşularımız hâline geldi… Sağ, sol, üst ve alt komşularımızın bu insanlardan kurulu olduğunu da o gün öğrendik. O gün anladık ki bu insanlar Mars’tan ya da Venüs’ten gelmemiş; kardeşimiz, abimiz, ablamız, yengemiz, yeğenimizmiş… Aramızda yabancı kimse yokmuş, bu kokmuş, köhnemiş pislik yığınını hep birlikte biz yapıyormuşuz…

Kötü oldukları için toplu biçimde boykot edip lanet ettiklerimiz, bizim takımdan, bizim partiden, bizim aileden biriydiler. Şaşırmıştık… Ya onları tanıyorduk ya da onları tanıyanları tanıyorduk, bu kötü insanlar ile o kadar iç içeydik… Sizin bizim gibi sıradan insanlardı onlar… Alınlarında herhangi bir iz ve işaret de taşımıyorlardı. Üstüne üstlük sayıları her gün artıyordu, alan arttırıyor, hedef büyütüyorlardı her yeni gün…

Bizimle temasa geçtiler, içlerinden kendilerine kullanışlı aparatlar ve partnerler bularak daha geniş kitlelere ulaştılar. Kanunlara karşı duyarlıydılar ve onları nasıl ihlal edip etkisiz hâle getireceklerini çok iyi biliyorlardı… Farklıydılar, çünkü öğrendiklerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmada ustalaşmışlardı. Bu konuda hiçbir sınır da tanımıyorlardı. Yapılacak şey her ne ise sizin zararınıza bile olsa, kendi menfaatine olduğunu gördüğünde, hiçbir norm veya değer ona engel olamazdı… Onlar için ne kutsal bir mabet, ne de saygın bir kıble vardı… İnsanların henüz uyarılmamış dalgınlıklarını ve bilinç eksiklerini kendi lehlerine avantaja dönüştüren bu kitle, başkalarının haklarını ihlal etmeyi bir yaşam biçimi ve hayatta kalma stratejisi olarak benimsemiştir.

Her yeni kuşakta büyüyen asıl tehlike, tecrübe aktarımının güçlü bir biçimde sürmesiydi; çünkü bu kişiler, ebeveynleri tarafından adeta birer avcı olarak eğitiliyorlardı. Gaflet halindeki kurbanlar, uyarılmadıkları ve korunmadıkları için her geçen gün daha büyük bir risk altındalar… Toplumu bir ur gibi saran bu kirli ve mülevves yapılar bedenin tümünü sararak kendinleştiriyor, değer yoksunu suç makineleri üreten bir toplum, dünyanın gerisine yönelmiş kirli bir toplumdu…

Yine biz büyürken telefonlar hayatımıza girdi. Lolipop ve şekerlerle kandırılan çocukların yerini, o yıllarda kontörle kandırılan çocuklar aldı. O günlerde kontör karşılığı istismar edilen kız ve erkek çocukları büyüdü, serpildi…. Hayatlarının bir döneminde zaafları kullanılanlar, yine aynı zaaflara kurban gittiler. Yıllar yılları kovaladı…. Suçlular yeni fetihlerle geri döndü, zaferler ardı ardına büyüyerek yankı verdi birbirine…. Kötüler güçlüydüler, manzarayı onlar belirliyor, yaptıkları pislikleri saklama gereği duymuyorlardı… Kamuda büyüdüler, medyada köpürtüldüler, bir reklam ordusu türedi; kötülerin ordusuna katılmaksızın ayakta kalma olanağı olmadığı artık aşikardı. Onlardan korunmaya imkân yokತ್ತು, direnmek, kurtuluş umudu olmayan bir ortamda nehrin akıntısına karşı yüzmek, kürek çekmekti…

Sonra pandemi geçti üzerimizden ve........

© Akademik Akıl