Trump’tan kurtulmak
ABD-İsrail ikilisinin İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta olaylar çok hızlı ve büyük açılarla yön değiştiriyor. Salı gecesine kadar her şey çok kötü gidiyor gibi görünür, Trump İran’da “medeniyeti sonlandırma” tehditleri savururken ve tarafların talepleri taban tabana zıt gibi dururken o gece, görünüşe göre Pakistan’ın arabuluculuğunda İran ve ABD iki haftalık bir ateşkeste anlaştı. Bu yazı yazılırken dolaşan haberlere göre bu iki hafta boyunca Hürmüz Boğazı’nın açılmasına karşılık Lübnan’ı kapsayacak şekilde bir ateşkes yürürlükte olacak (İsrail sabote etmezse). Bu süre boyunca da daha uzun süreli, hatta kalıcı bir anlaşmanın zemini aranacak.
Sonunda bir ateşkese varıldı ama bu ateşkes Trump’ın Beyaz Saray’da adeta ne zaman patlayacağı belli olmayan bir bomba gibi oturduğu gerçeğini değiştirmiyor. Trump, dengesiz, tam manasıyla zıvanadan çıkmış, şirazeyi tümüyle kaybetmiş gibi duruyor. Söylediklerinin doğruluğu-yanlışlığı bir yana üslubu, bırakın bir devlet başkanına asgari adabımuaşeret kurallarına riayet eden herhangi birine yakışmayacak bir üslup. Son iki haftadır bu konuda sayısız örnek verdi. En önemlisi değil ama bence herkesin içinde yüzyüzeyken söylemesi açısından Suudi Prensi’ni kastederek benim burada tekrar edemeyeceğim sözler söylemesi dengesini kaybettiğine dair iyi bir gösterge. İran’ı tehdit ederken, üstelik de Trump’ın inançlı bir Hristiyan olduğuna dair kendi hakkındaki iddiasıyla çelişir biçimde Paskalya gününde kullandığı dil, ancak yüzü yırtılmış bitirimlerin kullanacağı bir dildi. O kadar ki, kimileri bunun bir “taktik”, “deli numarası” olduğunu söylese de Amerika’da 25. anayasa değişikliğinin (amendment) işletilmesi yönünde sesler duyulmaya başlandı.
Tarihte daha evvel hiç işletilmemiş olan bu madde,........
