Soykırım geri planda mı kaldı?
Ermeni Soykırımı’nın üzerinden bir asırdan fazla geçti. Genelde soykırım, özelde Ermeni Soykırımı açısından günümüzdeki manzaraya baktığımızda hangi zaman dilimine odaklandığınıza bağlı olarak ilerlemenin ve gerilemenin beraber yaşandığını söylemek mümkün. Bardağın dolu tarafı da var boş tarafı da ama binbir emekle bardağa eklenen sular da bir yandan boşalmaya devam ediyor.
Genel olarak soykırımlar, kitlesel katliamlar açısından baktığımızda ve özellikle Gazze’de yaşananları göz önüne aldığımızda şiddetin sıradanlaştığını, vahşete duyarsızlaşıldığını söyleyebiliriz. İsrail örneğinin zihinlerde yarattığı etki odur ki yeterince güçlüyseniz hiçbir bedel ödemeden soykırım yapabilirsiniz. Dolayısıyla, bu da insanlarda belli bir yılgınlığa ve çaresizlik hissine sebep oluyor. Soykırımın normalleştirildiği, kanıksandığı, soykırımcıların arsızlaştığı böyle bir ortamda da Ermeni Soykırımı gibi geçmiş soykırımlara olan hassasiyeti korumak, bu konudaki bilinci yüksek tutmak zorlaşıyor ama bir o kadar da önemi artıyor çünkü bütün soykırımlar aslında bir bütünün parçaları ve bütün soykırımcılar zihniyet kardeşi. Bir soykırıma karşı olmak için hepsine karşı olmak gerekiyor.
Türkiye’de Ermeni Soykırımı’na yaklaşım açısından bir değerlendirme yaptığımızda ise soykırımın 100. yılından bu tarafa hem Türkiye’deki hem dünyadaki gelişmeler sebebiyle -ki zaten bunlar da birbirinden bağımsız değil- bir gerileme yaşıyoruz. Soykırım kelimesini kullanmak eski tabu haline dönmese de bugün hâlâ bir risk veya sıkıntı kaynağı olabiliyor. Son on senede bu konunun konuşulması on sene evveline göre zorlaştı. Kamusal alandaki bütün anma faaliyetleri yasaklanıyor, baskı altına alınıyor. Fakat, merceği daha geniş açıdan alır da bugünleri 1980’ler ve 90’larla kıyaslarsanız kaydedilen ilerleme tamamen kaybedilmiş değildir. O günlerde Ermenilere yapılanların soykırım olduğunu kamusal alanda dile getirmek düşünülemezdi bile. Tabii, buna bakıp avunacak değiliz ama tespiti de yapmamız gerekir. Yani, o........
