Umudunuz daim olsun
Bu haftaki yazımda, İzmir Okul Yemeği Koalisyonunun düzenlediği bir çalışmanın duyurusuna ve gerekçesine değineceğim.
Okulda çocuklara ücretsiz bir öğün sağlanması konusunda pek çok kentte çalışmalar yürütülüyor.
Bu mesele yıllardır gündeme getiriliyor ama bir kazanım elde edilemiyor diyenler olacaktır.
İktidarın bu konudaki tüm sessizliğine ve eylemsizliğine rağmen çalışmaya devam etmeliyiz.
Mevcut berbat siyasal ahvalde, bıkmadan usanmadan, yaptıklarımızın olumlu bir sonuç verip vermeyeceğine fazlaca takılmadan çalışmak gerektiğine inanıyorum.
Umut ateşini harlamak benim için böyle bir şey: Koşulların ağırlığını inkâr etmeden, sonucun istediğimiz gibi olmayabileceğini göze alarak doğru olduğuna inandığımız şeyleri yapmaya devam etmek; ortak bir alan açmanın, dostluk ve dayanışma duygularını canlandırmanın ve küçük de olsa yeni imkânlar yaratmanın yollarını aramak. Gündelik hayatın, hatta bizatihi tarih dediğimiz şeyin yıkımlarla, acılarla, şiddet ve adaletsizlikle dolu olduğunu biliyoruz. Kendi hayatımın da acı ve hayal kırıklığı yaratan deneyimlerden azade olduğunu söyleyemem; ama umut tam da bu deneyimlere rağmen var olan bir şeydir belki de. Belki de onu mümkün kılan en önemli şeylerden biridir hakikat ısrarı. Hakikati söylemekten, ona dikkat çekmekten ve doğru bildiğin şeyi yapmaktan vazgeçmemektir belki de umudu doğuran. Elbette bunu zalim bir iyimserliğe dönüştürmeden yapmalı. Bazen de aslolan vazgeçmektir çünkü. Bunu da unutmadan, o bilgiye de yer açarak yol almalı hayatta.
Umut bir araya gelmekle, sohbetle, muhabbetle, yüz yüze ilişki kurmakla, beraber yürümekle çok ilgili bir şey. Ama tam da bunları aşındıran bir hayatın içindeyiz.
Neoliberal akılsallık insanları yan yana gelmekten çok kendi üzerine kapanmaya özendiriyor. İçedönük bir yaşama halinden ya da tercih edilmiş bir münzevilikten değil; kişinin kendisini ilişkinin merkezine koyduğu, kurduğu ilişkiye de kendi konumunu ne ölçüde güçlendirdiğine göre değer biçtiği bir durumdan söz ediyorum. Dostluk ve dayanışma gibi en kıymetli insani bağlar bile ne verdiğinize değil ne aldığınıza göre anlam kazanıyor.
Görünür olmayı, kendini göstermeyi, ortak bir alan kurmaktan çok kendi varlığını öne çıkarmayı, hatta kendini dayatmayı teşvik eden narsisistik ilişki biçimleri gündelik hayatın içine iyice yerleşiyor. Üstelik bunlar artık sadece yaygın davranışlar olarak değil, makul,........
