Göz yumulan zehir: Çocukların gasp edilen geleceği
Pestisitler, tarımsal üretimde, depolamada veya kentsel alanlarda (bahçe, park vb.) bitkilere ve ürünlere zarar verdiği düşünülen böcekler, mantarlar, yabancı otlar, kemirgenler ve diğer organizmaları kontrol altına almak, uzaklaştırmak ya da yok etmek amacıyla kullanılan sentetik kimyasal bileşiklerdir.
Pestisitler toksik etkisi yüksek kimyasallardır. Bu maddeler yalnızca hedef alınan organizmayı (böcek, fungus, yabani ot gibi) etkilemekle kalmaz; çevresel ortamlara sızar ya da bulaşır. Bir başka deyişle, bu maddeleri yalnızca zararlıları hedef alan birer "bitki ilacı" gibi görmek yanıltıcıdır; bir böceği ya da otu kurutmak için kullanılan zehir sadece orada kalmaz; havaya, toprağa ve içtiğimiz suya karışır. Ancak en önemlisi, tabağımıza gelen gıdalardaki, özellikle de sebze ve meyvelerdeki pestisit kalıntılarıdır.
Gıdalardaki pestisit kalıntıları ne yazık ki az ya da çok günlük diyetimizin bir parçasıdır ve maruz kalınan miktara, süreye, yaşa ve cinsiyete bağlı olarak çeşitli sağlık sorunlarına ve kansere yol açabilir.
Pestisitlerin yol açtığı toksik etkilere en hassas kesim çocuklardır.
Büyüme ve gelişme çağındaki çocukların pestisitlere maruz kalması, tiroit ve üreme hormonlarının işleyişini aksatarak kısırlık, erken ergenlik ve hormonal disfonksiyonlara zemin hazırlar.
Hormonal disfonksiyon, endokrin sistemi oluşturan salgı bezlerinin (tiroit, hipofiz, pankreas, böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar veya testisler) normal çalışma düzeninin bozulması; buna bağlı olarak hormonların kanda yetersiz (hipofonksiyon) veya aşırı (hiperfonksiyon) salgılanması veya üretilen hormonlara karşı hücresel düzeyde direnç/duyarsızlık gelişmesi durumudur. Hormonlar vücutta metabolizma, büyüme, üreme, doku onarımı, uyku ve duygu durum gibi hayati süreçleri koordine eden kimyasal habercilerdir. Bu habercilerin biyokimyasal dengesinin bozulması vücutta sistemik etkiler doğurur. (1)
Hormonal sistem bozukluklarına ek olarak, bilim dünyasında son yıllarda üzerinde giderek daha geniş bir mutabakat oluşan önemli halk sağlığı tehditlerinden biri gelişimsel nörotoksisitedir. Erken yaşta maruz kalınan bazı nörotoksik pestisitler, maruziyetin düzeyine ve zamanına bağlı olarak gelişmekte olan beynin hücresel mimarisini bozabiliyor; çocuklarda IQ kaybı, dikkat eksikliği, hiperaktivite ve bilişsel gelişimde gerileme gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendiriliyor.
Tarımsal üretimde pestisit kullanımı ile gıdalardaki pestisit kalıntılarının kontrol ve denetiminden sorumlu kamu kurumu Tarım ve Orman Bakanlığı’dır. Sağlık Bakanlığı ise içme ve kullanma sularındaki pestisit kalıntılarının izlenmesi ve denetlenmesinden sorumludur. Ancak bu kamu kurumlarının yürüttüğü resmi denetim çalışmalarının sonuçlarına kamuoyunun erişmesi mümkün olmadığından, iç pazarda tüketilen gıdalardaki ve sulardaki pestisit kalıntı yükünün gerçek boyutlarını tam olarak bilemiyoruz. Buna karşın, Türkiye’den ihraç edilen ürünlerde ithalatçı ülkelerce yapılan sınır analizleri ve bu kapsamda yayımlanan bildirimler, tarımsal üretimimizdeki kalıntı sorununun boyutlarına ilişkin önemli ipuçları sunabiliyor.
RASFF kayıtları ne anlatıyor?
Avrupa Birliği bünyesinde uygulanan Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF), üye ülkelerin iç pazarında veya sınır kontrollerinde tespit edilen gıda ve yem kaynaklı risklerin (pestisit kalıntıları, patojenler, ağır metaller vb.) paylaşıldığı, denetim sonuçları ile alınan önlemleri kayıt altına alan resmi bir erken uyarı ağı ve bilgi paylaşım sistemidir.
Bu sistemde son bir yıl içinde Türkiye ile ilgili pestisit kayıtlarını gözden geçirdim.
Son bir yıl içinde Türkiye'den gönderilen ürünlerde uygunsuz pestisit kalıntılarıyla ilgili RASFF sisteminde 106 bildirim var. Bu bildirimlerin 79'u sınırda ret bildirimi.
Bu bildirimler gözden geçirildiğinde, 106 adet örneğin 14 tanesinde en az bir yasaklı pestisit tespit edilmiş (yüzde 13). Bir başka deyişle, yaklaşık her sekiz bildirimden biri, kullanımı yıllar önce yasaklanmış bir pestisit kalıntısı içeriyor.
Bu ciddi bir sorun olarak görülmeli ama başka sorunlar da var ve onlara da bakalım.
Orada yasak burada serbest
Avrupa Birliği'nde onayı sona ermiş ancak ülkemizde kullanımı devam eden pestisitler de var. Örneğin indoxacarb ve thiophanate-methyl için Türkiye'de son kullanım tarihi 31 Aralık 2027.
Bu pestisitleri de dikkate alarak yeniden bir değerlendirme yaparsak, 106 bildirim kaydının 25'inde Türkiye'de kullanımı yasaklanmış ya da sonlandırılma sürecinde olan en az bir pestisit tespit edildiğini görüyoruz. Yani yaklaşık her dört bildirimden biri, ülkemizde kullanımı yasaklanmış ya da sonlandırılma sürecinde olan en az bir pestisit kalıntısı içeriyor.
“Bir ülkede sağlığa zararlı olduğu tespit edildiği için kullanımı yasaklanan bir pestisit bir başka ülkede neden hâlâ kullanılıyor?” sorusunu şimdilik bir kenara bırakalım. Bu soruya yazının sonunda değineceğiz. Kayıtlar dikkatle gözden geçirildiğinde bir başka sorun daha beliriyor çünkü.
AB'de 2020–2021 yıllarında onayı sona ermiş ya da yenilenmemiş çok sayıda pestisit var. Ancak bu pestisitlerin kullanımı ülkemizde devam ediyor.
AB ülkelerinde yasaklama kararının alınmasında insan sağlığı, özellikle de çocuk sağlığı için ya da arılar, kuşlar ve balıklar gibi diğer canlılar için bir tehdit oluşturması gibi gerekçeler yer alıyor. Örneğin bir pestisitin aşağıdaki........
