Yepremyan Okulu’ndan anılar 2
Yepremyan Okulu’nda okuduğum yıllardan bazı anları hatırladığımda, bir yandan buruk, bir yandan da tatlı bir nostalji kaplıyor içimi. Bazen vicdanımı sızlatan, bazen de yüreğimi okşayan bir duygu bu. Zihnimi doldurup bulandıran, kimi eğlenceli, kimi acı dolu anılar... “Bir zamanlar çocuktum, masumdum” diye düşünerek kendimi teselli ediyorum. Şimdi şimdi fark ediyorum ki o yıllar, hayat yolculuğumun bir nevi hazırlık safhasıymış. Okulda gördüğüm, tanık olduğum her şey, dünyanın çeşitli gerçekliklerine ve insanlığın temel değerlerine dair birer dersmiş. Sırf oradaki günlük ilişkileri ve öğretmenlerimizin davranışlarını gözlemleyerek, haysiyeti, cesareti, adaleti, şefkati ve daha pek çok şeyi öğrenmişiz. “Tüm bunları öğrendim, çok iyi bir insan oldum” demiyorum elbette; kastım şu ki, hayatta her zaman, hemen her durumda tercih şansımız olduğunu biliyorsam, bunu Yepremyan’daki deneyimlerime borçluyum. Bu yüzden, ömrümün Beyrut’ta geçen yıllarına minnettarım.
“Haysiyetsizler! Ne biçim insanlarsınız siz? Açlıktan ölürken önünüze yemek konsa tabağa tükürür sizin gibiler. Hepiniz eşeğin önde gidenisiniz.” Sınıftayız. Baron Harut öfkeden deliye dönmüş, avazı çıktığı kadar bağırıyor. O sabah ders sırasında okul müdürü onu çağırmış, o da on dakikalığına sınıftan çıkmıştı. Bunu fırsat bilen bir........
