menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

PERSLERİN ÜLKESİ İRAN-2

22 0
11.04.2026

İran seyahatim 2 hafta sürdüğü için çok fazla tarihi ve turistik yerleri görme imkânım oldu. Bundan dolayı gezdiğim tüm yerleri tek bir yazıda anlatmam mümkün değildi. O yüzden ben de bu seyahatimi iki bölüm halinde yazmak istedim. Geçen seferki yazımda, gezdiğim bazı şehirlerden bahsetmiştim. Bu yazımda da kalan iki şehirden söz edip İran ile ilgili izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım.

Aşkın ve Şiirin Şehri: Şiraz

Yezd'den 6 saatlik otobüs yolculuğu sonrası Şiraz şehrine geldim. İran’ın nüfus bakımından 6’ncı büyük şehri. Basra körfezine yaklaşık 200 km olan şehir, Allahu Ekber Dağları’nın eteğinde, yemyeşil bir ova üzerinde bahçe gibi yayılmış.

Pers İmparatorluğu’nun dünyaca ünlü şehri ve başkenti Persepolis’e ev sahipliği yapan Şiraz, İran‘da “Aşkın ve Şiirin Şehri” olarak anılıyor. Tarih, kültür, sanat, aşk ve şiirin evi olan Şiraz tarihte, Dar-ul-Elm (Öğrenmenin Şehri), Güller Şehri, Bahçeler Şehri olarak anılmış. Her devirde, eğitim, gül, bülbül, şiir ve şarabın kendisiyle özdeşleştiği şehir, günümüzde de İran kültürünün kalbinin attığı bir kent.

Pers İmparatorluğu’nun Başkenti: Persepolis

Şiraz' da rotamı ilk olarak Pers İmparatorluğu’na başkentlik etmiş ve Türkçesi “Pers Şehri” olan Persepolis antik kentine çevirdim. Kent, Şiraz’a yaklaşık 60 km uzaklıkta bulunuyor ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Bir taksici ile anlaşarak 5 Euro karşılığında gidip geldim. Gezmek için 1 saat yetiyor.

Şehir, MÖ 6. yüzyılın sonlarında Pers Kralı I. Darius (Dara) tarafından kurulmuş ve İran tarihinin en görkemli dönemi I.Darius dönemi olmuş. Anadolu’nun batısından Hindistan’a kadar uzanan geniş ve görkemli bir imparatorluk kuran I. Darius, birçok küçük krallıkları kendisine bağlamış.

Şiiler’in en önemli kutsal mabetlerinden biri de Şah Çerağ Türbesi. 12 İmam’dan 8.si olan İmam Rıza’nın kardeşi Seyyid Emir Ahmed’in türbesi burada yer alıyor. Türbenin adı, Seyid Emir Ahmed’e halk tarafından verilen lakaptan geliyor. Şah Cerağ "Işıkların Şahı" anlamına geliyor. Şiilerde türbeler ve camiler gösterişli oluyor. Burası da gerçekten çok ihtişamlı.

Kale, Kerim Han tarafından 1766’da yapılmış. 4 bin m² alana kurulu olan kalenin her biri 14 metre yüksekliğinde ve 4 kale burcu var. Bunlardan birisi Pisa Kulesi gibi yan yatmış. Yapımı sürecinde 12 bin işçinin çalıştığı söyleniyor. Burası Pehlevi Hanedanı döneminde hapishane olarak da kullanılmış.

Cami, Kaçar Hanedanı’ndan Mirza Hasam Al Nasir el-Mülk’ün emriyle yapılmış.1876 yılında inşaatına başlanan cami 1888 yılında tamamlanmış. Bu cami özellikle rengarenk çini ve vitraylarıyla ziyaret edenleri kendine hayran bırakıyor. İçerideki çoğu vitraylar ve duvarlardaki işlemeler pembe renkte olduğu için buraya Pembe Cami de diyorlar.

Bu arada renklerin anlamları var. Kırmızı, akıl ve bilgeliği; yeşil, cenneti ; mavi, gökyüzünü ve sarı ise güneşi sembolize ediyor.

Burayı ziyaret edecek kişilere sabah gelmelerini öneririm. Çünkü güneş doğarken, camdaki vitraya vurup, o meşhur renk cümbüşünü ortaya çıkarıyor. Sabah 8'de açılıyor. Ben de o saatlerde gittim. Giriş ücreti 100 Tümen yani ortalama 35 TL'ye denk geliyor.

Saray 1879’da İbrahim Mirza Khan tarafından inşa ettirilmiş. Tüm yapılarda olduğu gibi havuzlu bir avlusu olan bahçede portakal ağaçları da var. Ana bina, dönemin Avrupa mimarisinden etkilenerek yapılmış. Sarayın bahçesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Sarayın yan tarafında yer alan Zinat-ol Molk köşkünün altında ise Sadi ve Kerim Han başta olmak üzere İran kültüründe yer etmiş önemli kişilerin balmumu heykelleri var.

Şiraz'daki son ziyaretimi Sadi’nin türbesine yaptım. 13. yüzyılda yaşamış Şiraz doğumlu Sadi, İran edebiyatı için olduğu kadar İslam edebiyatı için de önemli bir şair. Sadi’nin şair kimliği kadar gezgin kimliği de var. 30 yıldan uzun bir süre Anadolu’dan Hindistan’a, Etiyopya’dan Lübnan’a derviş olarak gezmiş. Ama sonunda hep memleketi Şiraz’a geri dönmüş.

İran’da o kadar sevilen bir şair ki 21 Nisan günü “Sadi Günü” olarak kutlanıyor. Sadi Şirazi' ye ait şu sözü iletişim derslerimde kullanırım: "Yanlış üslup doğru sözün celladıdır."

İran’daki gezi rotamın son noktası Tahran oldu. Şiraz ile Tahran arası yaklaşık 900 km olunca otobüs yerine uçağı tercih ettim. Yolculuk 1.5 saat sürdü. Farsçada “sıcak yer” anlamına gelen Tahran, İran’ın en büyük şehri ve başkenti. Nüfusu 15 milyon civarında. Hazar denizine yaklaşık 150 km'lik bir mesafede yer alıyor. Bu arada Tebriz’in dışında en çok Türk nüfusunun bulunduğu şehir Tahran.

Tahran, tarih boyunca önemli bir ilim, ticaret ve kültür şehri olmuş. Buranın şehir haline getirilmesi Rey şehrinin tarihi ile ilgili. 1220 yılında Rey şehri, Moğolların saldırısına uğramış. Sonrasında yaşanamaz duruma gelince Rey şehrinden göç eden halk, en yakındaki yerleşim birimi olan Tahran'a yerleşmiş. Zaman içerisinde Tahran köy olmaktan çıkarak şehir haline gelmiş.

Tahran’ın Sembolü Azadi Anıtı ve Tarihi Tahran Pazarı

Azadi (Özgürlük) Anıtı, 1971’de Pers İmparatorluğu’nun kuruluşunun 2500. yılını kutlamak için Muhammed Rıza Şah tarafından yaptırılmış. İran’ın en büyük meydanlarından biri olan Meydan-ı Azadi’de bulunan bu anıt Tahran’ın simgelerinden biri.

Anıt ziyaretimden sonra tarihi Tahran pazarına uğradım. Pazar yaklaşık 1000 yıldır kuruluyor. Şu an pazarın evi olan Tahran Çarşısı ise 200 yıllık. Bizdeki Kapalı Çarşı’ya benziyor. Turistlerden ziyade yerlilere hitap ediyor. Ev tekstili, mutfak malzemesi, iç giyim gibi şeyler satılıyor. Pazar 10 km kadar uzuyor ve birçok kapısı bulunuyor. Burası şehir içinde şehir gibi. Ayakkabıcılar, terziler, kalaycılar, bıçakçılar, marangozlar… ne ararsan var.

Pazarın içerisinde Hacı Ali Derviş'in çay evi var.100 yıllık bir geçmişe sahip. Dünyanın en küçük çay evi sanırım.Türkiye'den geldiğimizi söylediğimizde küçük bir hediye verdi. Sosyal medyayı da aktif kullanıyor. Gelen turistlerin fotoğrafını çekerek anında Instagram........

© Afyon Postası